Kapaklı Belediyesi’nde yaşananları görüp, duymamak artık imkânsız. Doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin birbirine olan yakınlığı hoş olmayan bir seviyede. Başkan Mustafa Çetin ile Özel Kalem Müdürü Ufuk Bayraktar’ın yollarının ayrılmasının asıl nedeni de bu yani seviyenin sıfır düzeyine indirgenmesi…
Ufuk Bayraktar, Başkan Çetin’in en yakın yol arkadaşıydı. Sadece Kapaklı ’ya değil bölgeye hakim bir itibar sahibi. Bazı kesimlerin gözünü yumarak oy kullanmasının temelinde bu güven vardı. Her bölgede olduğu gibi Kapaklı'da da kişiden ziyade parti ön planda tutulmasına rağmen bu tabu Bayraktar'a duyulan güven sayesinde izole edilip kitleler rahatlıkla sürüklenebildi. Yani Kapaklı yerel seçimlerinde partiye aldırmadan kişiye yönelişin baş aktörü de Ufuk bayraktar olmuştu.
Müfettiş raporları oldukça şaşırtıcı bilgiler içeriyor. Bayraktar’ın olmadığı zamanlarda pek çok imza atılmış. Bu imzaların sahibi utanmadan önüne konan her evrakı imzalamış. Ne vicdanı sızlamış ne de eli titremiş. Siz buna yalakalığın tescili ya da Kapaklı Halkına ihanet mi dersiniz bilmiyorum. Ben bu vekâlet oyununu kuzu sürüsünü kurda emanet etmek olarak değerlendiriyorum.
Sadece özel kaleme vekâlet eden kişi değil dolaylı ve dolaysız parmağını yalayan bazı isimlerin varlığından bahsediliyor. Anlatılanlara bakılırsa parmağa bulaşan bal kâfi gelmemiş olmalı ki birileri kepçe kullanmayı tercih ediyor. Avantadan kazanmanın keyfini sürüyor. Madalyonun bir yüzünde bu kirlilik, diğer yüzündeyse bu kirliliğe çanak tutanların avuçları var.
Bu kirli kazançların hiç birinin belgesi yok. Suça bulaşmış kişilerin ilk etapta söylediği de bu zaten. Bunu demekle vebalden kurtulduklarını, vicdanlarını kirden arındırdıklarını sanıyorlar. Hele hele meclis toplantılarında her iddiaya saçma sapan cevaplar veren bir sözcüleri varsa ki var sütte leke olur onlarda olmaz. Bu zatı muhterem insanlara bir cevap vermeyi maharet kabul ederken nedense Mahkemeyi Kübrayı bir türlü aklına getiremiyor.
Bayraktar’ın dürüstlüğü, milletin malını deniz addedenlerin iyot gibi açığa çıkmasına vesile olmuş. Adeta takke düşmüş, kel görünmüş. Hal böyle olunca başkan da yeni bir müdür arayışına girişmiş. Hangi gözü kara babayiğitle el sıkışacak bilmiyorum. Kim bilir belki de son günlerin vekâlet üstadı karakteriyle örtüşen birileri ile anlaşmış bile. Ortaya çıkan tablo mu?
“Bana kul olsun deyü hâcet ne fermân etmeye
Ben senin çokdan efendim bende-i fermânınam”
Manası ise çok ama çok şeyler anlatıyor:
"Bana 'kulum' olsun diye emir buyurmana, ferman çıkarmana ne gerek; ben senin çoktan beri emrine boyun eğmiş kulunum zaten."




















