Güncel
Giriş Tarihi : 22-07-2026 06:54

Avşa'nın meşhur kumsalları

Geçtiğimiz günlerde Avşa Adası’nda tatildeydik. Geldiğimiz adanın tarihine şöyle bir göz gezdirelim dedik. Hazır gelmişken , gezmeden gitmeyelim istedik.

Avşa'nın meşhur kumsalları

Fakat; Marmara’nın  incisi Avşa, bugün güneşin, denizin ve eğlencenin merkezi olarak anılsa da, aslında derin bir tarihin üzerinde yükseliyor. Adanın antik dönemlerden bugüne ulaşan hırçın rüzgarlara ve değişen medeniyetlere nasıl direndiğini düşündüğümüzde, akla gelen ilk durak çoğu zaman o hüzünlü sessizliğiyle Manastır oluyor.

Ada sokaklarında dolaşırken  karşımıza çıkan  modern dokunun ardında, geçmişin izlerini sürmeye kalktığımızda ne yazık ki pek fazla yapı kalmadığını görüyoruz. Adanın neredeyse tek somut tarihi tanığı olan bu  manastır kalıntısı, bugün  turistlerin meraklı bakışları arasında yavaş yavaş hafızalardan siliniyor. Harabe halindeki duvarları, sadece taş yığınlarından  ibaret değil; burası zamanında çan seslerinin yükseldiği, yaşamın  nabzının attığı bir dönemin sessiz çığlığı gibi.

Bir zamanlar huzurun ve inancın merkezi olan bu yapının, günümüzde sadece bir "harabe" olarak anılması, aslında  kültürel mirasımıza sahip çıkma  konusundaki sınavımızın bir yansıması. Avşa'nın o meşhur kumsallarında güneşlenirken, arkamızda kalan bu kadim taşların  tarihin tozlu sayfalarına karışmasını sadece izlemekle mi yetineceğiz?

Belki de bu yazıyı okuduktan sonra, bir sonraki ada ziyaretinizde o unutulmaya yüz tutmuş duvarlara sadece bir "harabe" gözüyle değil; adanın  hikayesini fısıldayan bir yaşlı bilgin gibi bakarsınız. Kim bilir, belki de bizler değerini bildikçe, tarih bu adada biraz daha nefes almaya devam eder.

AdminAdmin