Saadet Partisi Tekirdağ İl Başkanlığı, 7. Olağan kurulu 30 Ocak Pazar günü saat 14.00 de Süleymanpaşa Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezinde yapıldı. Tek liste ile gidilen olağan kurulda Saadet Partisi İl Başkanlığına Halil İbrahim Kart seçildi.

Saadet Partisi Tekirdağ İl Başkanlığı, 7. Olağan kurulu büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Olağan genel kurula SP Gençlik Kolları Genel Başkanı ve Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, SP Tekirdağ İl eski Başkanı Feti Pehlivan, Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ İl Başkanı Şener Zeynel Sargın, Saray Belediye Başkanı Özgen Erkiş, Çerkezköy Emlakçılar Derneği Başkanı Daimi Tavan, SP İlçe Başkanları ve partililer katıldı.
"DAVA VE İNANÇ SAVAŞÇILARIYIZ"
Programın açılış konuşmasını SP Tekirdağ eski il Başkanı Feti Pehlivan yaptı. Konuşmasında birlik ve beraberlik mesajı veren Pehlivan farklı siyasi görüşlere saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşılması tavsiyesinde bulundu. Program, Feti Pehlivandan boşalan ve yönetim kurulu başkanlığına aday gösterilen H. İbrahim Kart'ın konuşmasıyla devam etti. Kart konuşmasında çiftçinin traktörüne haciz konulan bir ülke değil, devleti soyanların peşine düşen bir iktidar olacaklarını belirterek, "Biz Saadet Partisi olarak madencinin, çiftçinin, işçinin teri kurumadan hak ettiğinin verildiği bir düzen istiyoruz. İstediğimiz şeyler çok mu abartılı. Hayır, değil. Peki uzak mı? Hayır uzak değil. Saadet Partisi iktidara gelecek ve bu dertlerin hepsi bitecek. Bizler inanmış insanlarız. Bu dünyaya geliş sebebimiz olan hak ile batıl mücadelesinde hakkın hakimiyeti için mücadele ediyoruz ve Ahret Günü'nde de hesaba çekileceğimize inanıyoruz. Onun içindir ki bir işe kalkışacağımız zaman yalnızca Allah'ın rızasını kazanmak için hareket ediyor ve bu neyi gerektiriyorsa onu yapmaya dikkat ediyoruz. Bizler ilahi davete uyar ve hayırlı işlerde birbiriyle yarışır, kendisi için istemediği bir şeyi kardeşi ve arkadaşı için de istemeyiz. Bizler dava ve inanç savaşçılarıyız. Kişisel hırslar yoktur, menfaat ve beklentimiz yoktur. Bizler duyarlılık sahibiyiz ve gelişen hadiselerin etkisini tüm hücrelerimizde hissederiz. Bizler milli görüşçüyüz." diye konuştu.
"DÜZENİ DEĞİŞTİRMEYE GELİYORUZ"
İbrahim Kart konuşmasının devamında şunları söyledi: "Merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca 53 sene evvel bu yola çıktığında hangi düstur ile çıktıysa ve hocamızın yolumuza ışık tutan ilkeleri ile Saadet Partisi olarak bu düzeni değiştirmeye geliyoruz. Yaşanabilir Türkiye ve yeniden Büyük Türkiye için iktidara yürüdüğümüz bu yolda Tekirdağ İl Teşkilatı olarak inancımız tam, heyecanımız yüksektir. Milli görüş iktidarında, çiftçiye yük olan değil, çiftçiyi omuzlarında taşıyacak bir iktidar olacağız. Vergi sitemini adil hale getireceğiz. Çok kazanandan çok, az kazanandan daha az vergi sistemini kuracağız."
"MİLLETİ KUTUPLAŞTIRMAYACAĞIZ"
Kart, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: "Temel ihtiyaçlarda, ekmek, şeker, un, elektrik, doğalgaz ve su faturalarında vergi alınmamasını ama yat, gemicik yakıtında, elmastan vergi alınmasını istiyoruz. Görev ve işleri yandaş kişileri değil liyakat sahibi kişilere emanet edeceğiz. Sanayileşmeye önceden olduğu gibi iktidara geldiğimiz zaman da destek vereceğiz. Ülkemizin en büyük ihtiyacı olan birleştirici gücü olacağız. Milleti kutuplaştırmayacağız. Mazlumun yanında zalimin karşısında olacağız. Kan gölüne dönmüş İslam beldelerinin kurtuluşu için çalışacağız. Bu dilek ve temenniler ile bana layık gördüğünüz bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalışacağım."
"BESMELENİN İHLASI VE GÜCÜ KADARDIR"
Programın bir diğer konuşmacısı Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman oldu. Karaduman şunları söyledi: "Erbakan hocamız bir şey söylerdi: 'Bir işin başarısı, o işe başlarken çekilen besmelenin ihlası ve gücü kadardır' Dolayısıyla bizim gerçekleştirdiğimiz bu kongre sadece bir prosedürü yerine getirmek üzere gerçekleştirdiğimiz bir kongre değildir. Bu kongre Allah'ın izniyle Türkiye'de adi bir düzenin kurulacağına bütün bir yeryüzünde adil bir nizamın kurulacağına dair besmelenin en ihlaslı ve en güçlü şekilde çekildiği bir kongredir" ifadelerine yer verdi.
"KANDIRILMIŞIZ, ALDATILMIŞIZ DEMEDİK"
Karaduman, konuşmasına şöyle devam etti: "İki gün önce genel başkanımızla görüştüğümde kongreye katılan bütün kardeşlerime mutlaka selamlarımı iletin demişti. Buradan bu selamı da hepinize iletmek istiyorum. Genel başkanımızın başkanlığında bütün ideallerimizi birer birer hayata geçirdiğimiz bir süreci hep birlikte inşa etmiş olacağınız. Biz bütün bu çalışmaları yaparken hamt olsun ki elli iki yıllık siyasi çalışmalarımız içerisinde milletimize dönüp bir kere bile Allah bizi affetsin, biz kandırılmışız, biz aldatılmışız demedik."
"HAKLILIĞINI ORTAYA KOYMUŞTUR"
Ülkenin çok ağır krizlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Karaduman, "Türkiye'nin atlattığı bu badireli süreçlerin hepsinde geriye dönüp baktığımızda şanla şerefle anlatacağımız destansı duruşun adı olarak milli görüş hareketini tarihe kazımış olduk. Geriye dönüp bir bakalım. Önce Ergenekon sürecini yaşadık. 28 Şubatçılardan hesap soruyoruz dediklerinde milli görüş hareketi çıkmış taşlanmayı göze almak suretiyle kınayıcının kınamasından korkmadan hak bildiğini en güçlü şekilde ortaya koymak suretiyle hain Ergenekon süreci 28 Şubat'la hesaplaşmak değil ordu içerisinde ki Amerikan karşıtı subayların tasfiyesidir demiş ve bu sürecin sonunda yine Saadet Partisi haklılığını ortaya koymuştur."şeklinde konuştu.
"FETÖ'YE ERGENEKON SÜRECİYLE ALAN AÇILDI"
Fetö yapılanmasına Ergenekon süreciyle alan açıldığını belirten Karaduman, konuşmasına şöyle devam etti: "Ergenekon'un ordu içerisinde Amerikan bağlantılı kurmayların ve subayların yerleştirilip sonrasında 15 Temmuz'u gerçekleştiren o elim hadiseyi gerçekleştiren sürecin başlangıcı olduğunu da söylemiştik. Şöyle hep beraber hatırlayalım, Arap baharı süreci başladı Orta Doğu'da. Herkesin bir gün içerisinde insan hakları, demokrasi ve özgürlük nutukları adı altında Amerika'ya taşeronluk yaptığı süreçten geçmiş olduk. Müslüman'ın başka bir Müslüman'ı katletmek suretiyle Orta Doğu'da Müslümanların birbirleriyle savaştırılmak suretiyle ve bunu da insan hakları ve demokrasi adı altında yaptılar. İşte o dönemde Saadet Partimiz çıkmış, Arap Baharının insan haklarıyla, demokrasiyle, özgürlükle asla ve asla açıklanamaz. Arap Baharı süreci siyonizmin bölgede kadro değişikliğinden başka hiçbir şey değildir dediğinde bütün milli görüşçüler kınanmış, ayıplanmış, türlü hakaretlere maruz kalmış ve bunun neticesinde bugün Orta Doğu'nun haline baktığımızda milli görüş hareketi cenabı Hakk'a hamd olsun ki haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur."
"İKAZLARIMIZ BOŞA GİTTİ"
Karaduman, konuşmasına şöyle devam etti: "Suriye'de yaşanan olaylar başladığında biz yine üst perdeden Orta Doğu'da ki her gelişme Orta Doğu'da patlayan her bombanın arkasında emperyalist , ABD ve onun abisi siyonist İsrail devleti vardır dedik. Fas'tan Endonezya'ya kadar 22 tane ülkenin sınırları değişeceği ve buna Türkiye'de dahildir denildi. İşte o gün bu projenin adım adım uygulandığı süreçlerden bir tanesi de hiç şüphesiz Suriye hadisesiydi. Suriye meselesi başlarken birilerinin bir Cuma vakti Şam Emevi Camisinde Cuma namazı kılma hayaline maalesef Suriye mahvedilmiş oldu. Suriye'de ki kaosun ancak ve ancak aleyhimize olacağına dair şeyler söylendi. Ama maalesef ki bütün ikazlarımız boşa gitti."
"KERAMET HAKK'IN KENDİSİNDEDİR"
Dünyadaki gelişmelerden asla razı olmadıklarını anlatan Karaduman, "Bunları söylerken aslında kerametin bizde olduğunu da asla söylüyor değilim. Keramet bizde değil, keramet Hakk'ın kendisindedir. Keramet Hakk'a bağlanmaktadır. Dolayısıyla şartlar değişir, zaman değişir, zemin değişir, tarih değişir ama Hakk'ın kendisi hiçbir zaman değişmez. Dolayısıyla biz bu inançla, bu itibarla, çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız ve bu çalışmalarımızı sonuna kadar da sürdüreceğiz. Özellikle bugün yaşadığımız dünya açısından bu dünyadaki gelişmelerden asla razı olamayız" değerlendirmesinde bulundu.
"900 MİLYON İNSAN AÇ"
Karaduman, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: "Bugün dünyada 62 insanın toplam serveti yeryüzündeki 4 milyar insanın toplam servetine eşit vaziyettedir. Bugün dünyada kaynakların adil bir şekilde dağılmadığı dünyanın bir tarafında insanlar bir dilim ekmek bulamadığından dolayı hayatını kaybederken dünyanın diğer tarafında insanlar obeziteden dolayı hayatını kaybediyor. Yer yüzünde her gece 900 milyon insan yastığa başını aç bir şekilde koyarken bunun tam 2 katı olan 1 milyar 800 milyon insan da obeziteyle mücadele etmektedir. Bugün açlığın ve yoksulluğun sebebi dünyayı yöneten, zalim düzeni sürdürenlerin kaynakları adil bir şekilde paylaşmamasıyla alakalıdır. Dolayısıyla bizim meselemiz bu dünyada hakka ve adalete dayalı yeni bir dünyayı kurmak meselesidir."






















