Güncel
Giriş Tarihi : 26-11-2025 07:03

Kuraklık ve su krizi raporu Çerkezköy TSO'da görüşüldü

Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Konukçu ve Dr. Bahadır Altürk, Trakya Bölgesinde iklim değişikliği ve kuraklığın su kaynaklarına etkisi hakkında hazırladıkları raporu Çerkezköy TSO Yönetim Kuruluna sundu.

Kuraklık ve su krizi raporu Çerkezköy TSO'da görüşüldü

Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Toplantı Odasında düzenlenen toplantıya Çerkezköy TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, Başkan Yardımcıları Mustafa Ogün Asıl ve Sinan Sifil, Yönetim Kurulu Üyeleri Evren Kahraman, Ümit Süthan, Ufuk Mangır, Bünyamin Fırat, Mesut Görgün, Aygün Zümbül ve Genel Sekreter Seçkin Bayraktar katıldı.

BEŞ ANA TRENT

Küresel ısınmada rekor üstüne rekor kırıldığını ifade eden Prof. Dr. Fatih Konukçu, Avrupa Birliği'nin Copernicus uydu izleme sistemine göre 2024 yılının, 1850’lerden bu yana en sıcak yıl olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. Veriler ışığında sürdürülebilir kalkınma, su ve gıda güvencesi için ne yapılmalı konusunda görüşlerini paylaşan Fatih Konukçu dikkate alınması gereken beş ana trendi şöyle sıraladı: Nüfus artışı, şehirleşme ve göçler, ekonomik gelişme ve küreselleşme, arazi kullanım değişikliği ve küresel iklim değişikliği

“141 MİLYON METREKÜP SU AÇIĞI”

Türkiye’de sıcaklık artışının 1990’lardan sonra ortaya çıktığını ancak artış hızının küresel ortalamanın üstünde olduğunu belirten Konukçu, küresel ortalama sıcaklığın son yüz yılda 0,9 °C arttığını, Türkiye için bu artışın 1,5 °C olduğunu ifade etti. Konukçu, “Trakya Bölgesi’nde 141 milyon metreküp su açığı var. Meriç Nehri’nden İç Bölgelere Su Transferi Hızla Hayata Geçirilmeli. Devam eden su depolama altyapıları acilen tamamlanmalı, yeni su depolama yapıları planlanmalı, yeraltı suyundan çekilen su miktarı en az %50 azaltılmalı, sürdürülebilir ve iklim duyarlı su yönetim teknikleri yaygınlaştırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“SU KAYNAKLARININ KORUNMASI”

Programın bir diğer konuşmacısı Dr. Bahadır Altürk oldu. Altürk, “Türkiye’nin Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi ile uyum süreci, hem çevre hem de su yönetimi politikaları açısından en kapsamlı reform alanlarından biridir. Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi, Avrupa’daki tüm su kaynaklarının korunmasını, iyileştirilmesini ve sürdürülebilir kullanımını amaçlayan temel yasal çerçevedir. 2000 yılında yürürlüğe giren bu direktifin ana hedefi, tüm Avrupa su kütlelerinin ‘iyi su durumuna ulaşmasını sağlamaktır.” dedi.

“1,1 MİLYAR İNSAN YETERLİ SU BULAMIYOR”

Altürk, “1,1 milyar insan yeterli su bulamıyor. 2,5 milyar insan sağlıklı suya ulaşamıyor. 2030 yılında ise 2 milyar insan yeterli su bulamayacak ve sağlıklı suya ulaşamama oranı %60 olacaktır. Türkiye’nin su kaynaklarını koruyan, verimli kullanan, iklim değişikliğine dayanıklı ve her sektöre adil su sağlayan bir yönetim sistemi kurması gerekir. Bunu sağlayabilmek için su güvenliğini sağlamak, tarım, şehir ve sanayide su verimliliğini artırmak, yeraltı ve yüzey sularını korumak, ekonomik sürdürülebilir bir su sistemi kurmak, kurumsal koordinasyon ve şeffaf veri yönetimi oluşturmak zorundayız” diye konuştu.

“GERİ KAZANIMIN YAYGINLAŞMASI”

İzlenmesi gereken ana politikalar ve bu politikalara dair takvim konusuna değinen Altürk, “Havza bazlı yönetim, tarımsal dönüşüm, kentsel su yönetimi, endüstriyel verimlilik, yeraltı suyu koruması, ekosistem ve su kalitesi, veri şeffaflığı ve dijitalleşme, kurumsal reform. Uygulama takvimi, 2025-2030. Tarım reformu, kayıpların azaltılması, verilerin şeffaflaşması.2030–2035: Endüstri ve şehirlerde geri kazanımın yaygınlaşması, 2035–2040: Havza bazlı sürdürülebilir su dengesi” açıklamasında bulundu.

“ÖNLEMLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KONULDU”

Raporun sunu sonrasında değerlendirmede bulunan Çerkezköy TSO Başkanı Ahmet Çetin, “İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün en önemli sorunlarından biridir. Trakya Bölgesi’nde sanayi, tarım ve şehirleşme hızla artarken su kaynaklarımızın sürdürülebilir yönetimi hayati önem taşımaktadır. Meriç Nehri’nden iç bölgelere su transferi konusunu uzun süredir gündeme getiriyoruz. Bu rapor, bölgemizin karşı karşıya olduğu su açığını ve alınması gereken önlemleri net bir şekilde ortaya koymuştur.

“SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ”

Çetin konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: “Aynı zamanda su kayıplarının hızla artışı ve küresel ısınma karşısında ülkemizde sıcaklığın küresele oranla daha hızlı artıyor olması, su sorunumuzun beklenenden de kısa sürede gerçekleşebileceğinin habercisidir. Başlatılan baraj ve gölet projelerinin tamamlanması acil önem taşırken, yeni projelerin de hayata geçirilmesi elzemdir. Bizler, sanayi ve ticaretin temsilcileri olarak sürdürülebilir kalkınma için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız. Su ve gıda güvenliği, sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir güvenlik meselesidir.”

AdminAdmin