Güncel
Giriş Tarihi : 17-11-2025 15:51

Hakiki Mürşit

İmkânsız bilinen her şeyde bir imkân olduğu unutulmamalıdır.

Hakiki Mürşit

Çok şey biliyormuşum gibi bazen samimi dostlarımın sorularına muhatap olurum. Bunlar arasında “Yitirdiğimiz değerleri yeniden kazanabilecek, özümüze yeniden dönebilecek miyiz? Sorusu yer alıyor. Gayet yerinde bir soru. Cevabı ise sorudan daha da zor. Çünkü her mesele bir başka mesele ile ilintili. Ancak imkânsız bilinen her şeyde bir imkân olduğu unutulmamalıdır. Bu imkâna kavuşabilmenin de ancak ilme sarılmakla mümkün olabileceğini düşünüyorum.  

İnsanımızın bu ıstırabı ruhunun derinliklerinde duyabilmesi kadar güzel ne olabilir ki? Sayısı az olmakla birlikte dünü özleyen bu gibi hassas yüreklere hak vermek gerekir. Dünya olabildiğince çağın nimetlerine erişmeyi başarabilmişken insanımızın bilgiye dayalı gelişmeden uzak düşmesi elbette ki kabul edilemez.

Mevcut tablonun bir tarafında devlet halk ilişkisi, diğer tarafında bireyin tamamlayamadığı çağın gereksinimleri yer alıyor. Amaç haline getirilen bu gereksinimlerin,  ilgilenilmeyenler listesini bir hayli kabarttığı söylenebilir. Bir türlü sonu gelmeyen ihtiyaçlara odaklanmış birey, toplumsal meselelere ne kadar duyarlı olabilir ki? Eğitim, öğretim, ekonomi, hukuk, özgürlük, dışa bağımlılık ve birey olabilme gayesi onun için pekte önemli olamasa gerek. Ancak ilgilenilmeyen bu sorunlar aslında her bireyin aslı meselesidir. Refahını, huzurunu ve geleceğini garanti edebilmenin olmazsa olmazlarıdır. İşte asıl sorun da burada.

Meseleye siyaset ve halk ilişkisi penceresinden bakmak gerektiği düşüncesindeyim. “İnsanlar layık oldukları şekilde yönetilirler” sözü tamda bu noktada bütün çıplaklığı ile sorunların nedenin yine insanın kendisi olduğunu haykırıyor. Talebin arz ile karşılık bulması. Bugünkü tablo karşısında karamsarlık kaçınılmaz olmakla birlikte öne çıkarılması gereken esas bilim olmalıdır. Her ortamda doğruların ortaya konması, yanlışların nelere mal olduğu üzerinde hassasiyetle durulmalıdır. Bu vatanını, milletini, bayrağını ve özgürlüğünü seven her insanın aslı görevi olmalı.

Çok daha zor şartlarda bunu başarabilmiş ülkeler vardır. Avrupalı devletlerin bunu oturdukları yerde kazandığı düşünülmemeli. Onlar, ağır bedeller ödeyerek aydınlanma çağının alt yapısını oluşturabilmişti. Geleneksel din anlayışı yerine aklın ürünü olan bilimi hayatın merkezine oturtmakla başarabilmişlerdi. Bu 17. Yüzyılda hiçte kolay olacak bir şey değildi ancak neticede zor olan başarılmış, insanlık yeni bir dünyaya gözlerini açabilmişti. Bugün Avrupa devletleri refahtan bahsedebiliyorsa bunu bilim adamlarının cesur fikirlerine borçludur. Almanya’da Immanuel Kant, Fransa’da Voltaire, İngiltere’de John Locke ve daha birçokları…

“Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır. Immanuel Kant

Aydınlanmaya yabancı bir millet olduğumuzu iddia edemeyiz. 1900’lü yıllar sonrasında bilimin insanca yaşamaya ulaştıran yegâne yol olduğu detaylarıyla ortaya konulmuş, birey olma adına insanımıza haklar sunulmuştu. Ancak insanımızın zamanla bu hakları kendi eli ile başka akıl sahiplerine sunmayı tercih ettiği söylenebilir.  

Yitirdiğimiz değerleri yeniden kazanabiliriz. Ben bunun çokta zor olmadığı düşüncesindeyim. Çünkü insanımız yüzünü rüzgâra dönüp yere tükürmeyecek kadar zeki, kulağını tutmak için kolunu ensesinden dolandırmayacak kadar akıllıdır. Hem Immanuel Kant ve diğer Avrupalı bilim adamlarının upuzun aydınlanma prensiplerine de ihtiyacı yok. Çok daha mantıklı ve çok daha öz prensibi büyük deha Mustafa Kemal Atatürk yıllar önce “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek ortaya koymuştu. Bu vecize bile yitirdiğimiz değerleri kısa zamanda yeniden kazanabilmemizi sağlayacak altın anahtar olarak değerlendirilebilir.   

AdminAdmin