Güncel
Giriş Tarihi : 17-06-2021 18:32   Güncelleme : 17-06-2021 18:32

Buna hödüklük derler

Buna hödüklük derler

               Ahmet Davutoğlu'nun Çerkezköy ziyaretine en fazla ilgi duyanlar basın mensuplarıydı.  Zira programa, il ve ilçe teşkilatları dışında pek az katılım sağlanmışken basın mensupları bir saatten fazla Davutoğlu'nu bekledi. Ancak bu bekleyiş sonrasında hiçte güzel şeyler yaşanmadı. Zira salon güvenliğinden sorumlu olduğunu ifade eden zati muhterem bir hanımefendinin gazetecileri adeta bir köşeye sıkıştırıp işlerini yapamaz hale getirmesi  oldukça düşündürücüydü.  Kendileri canlı yayına imkan sunmak bakımından bunu yapmak zorunda olduklarını söylerken korumalar bu baskının güvenlik kaynaklı olduğunu söyledi. Siz hangi yalana  inanırsınız bilmem ama ben böylesi bir hödüklükle ilk kez karşılaştım desem yalan olmaz.   

               Çerkezköy'de oturanlar basını bir köşeye sıkıştırmanın anlamsızlığını anlasa da bölgeye hakim olmayanlar da devasa salonda böylesi bir uygulamanın  despotluk olduğunu şu fotoğraf karesinden fevkalade anlayabilirler.

               İşin garip tarafı  programın açılış konuşmasını  yapan Gelecek Partisi Çerkezköy ilçe Başkanı Veysel Karakoç konuşmasında basın mensuplarına AKP Hükümeti tarafından baskı uygulandığını söylerken  sanıyorum salonda ki baskıdan pekte haberi  yoktu.

               Zaman zaman genel başkanların, başbakan ve cumhurbaşkanlarının  programlarını izlemişimdir. İzdiham derecesinde yoğunluklar yaşanırken dahi basının bir köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığını görmedim. Gazetecileri mağdur ettiği söylenen R. T. Erdoğan'ın programlarında dahi böylesine rezalet yaşanmamıştır. Bu günkü tablo sonrasında şu soruya cevap bulmaya çalıştım. Şayet Davutoğlu cumhurbaşkanı  olsaydı etrafındaki bu dalkavuklar her gün kaç insanın canını yakar, kaç gazeteciyi hapse gönderirdi?  Öyle sanıyorum ki bu densizler ülkede gazeteci bırakmazlardı…

               Durumdan vazife çıkarmaya çalışan hanımefendinin  bunu hangi mantıkla yaptığını bilmiyorum.  Basın mensubu  az bir katılımın olduğu devasa bir salonda rahat bir fotoğraf alamayacak, videosunu  kolaylıkla çekemeyecekse  bu Gelecek Parti'si  için vahim bir sona sürükleniş demektir.

               Ahmet Davutoğlu'nun olan bitenden haberinin olduğunu düşünmüyorum.  O denli latif bir insanın bu tür kabalıklara, haksızlıklara ve yanlışlıklara müsaade edeceğini de düşünmüyorum.  Ancak Davutoğlu özellikle basına uygulanan sansür, baskı, ceza gibi söylemleri telaffuz ederken etrafında vuku bulan yanlışlardan da  bihaber olmayacak kadar gaflet içinde olmamalıdır!     

AdminAdmin