Güncel
Giriş Tarihi : 07-09-2018 18:11   Güncelleme : 07-09-2018 18:11

Bizi Dış Güçler mi Bitirdi?

Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili, İlhami Özcan Aygun, düzenlediği basın toplantı

Bizi Dış Güçler mi Bitirdi?
Cumhuriyet Halk Partisi Tekirdağ Milletvekili, İlhami Özcan Aygun, düzenlediği basın toplantısında, Hükümetin Tarım Politikasının iflas ettiğini söyledi. Çiftçinin geçen yıla göre  yüzde 50 oranında fakirleştiğini belirten Özcan Aygun, "Ne acıdır ki bu gün çiftçimiz 6 Kilo 700 Gram buğday satarak sadece 1 Litre mazot alabilmektedir. Bir zamanlar kendi kendine yeten ülke olmakla övünürken  maalesef, mercimekten nohuda, pirinçten buğdaya, bitkisel yağdan şekere kadar her alanda yabancı ellere muhtaç hale geldik."Dedi. İl Teşkilatında düzenlenen basın toplantısının açılış konuşmasını CHP  Tekirdağ İl Başkanı Recep Ökten yaptı. Konuşmasında AKP İl Başkanı Cüneyt Yüksel'e yönelik eleştirilerde bulunan, Recep Ökten,  şu ifadeleri kullandı: "Boş iddia ve algı operasyonları ile siyaset yapacağını zannedenler sadece kendini kandırır. Bizim toplumumuzda bir söz vardır. Kötü söz sahibine aittir. Cüneyt Yüksel'in sözünü kendisine iade ediyoruz. İl başkanlığı, sıradan bir mevki makam değildir. Ahlak kurallarından uzak, mahalle ağzı ile siyaset yapılarak algı oluşturulamayacağının altını çizmek istiyorum."

"ÜLKE YANGIN YERİNE DÖNDÜ"

AKP'nin ülkeyi sürüklediği noktanın açık ve net olduğunu  kaydeden Recep Ökten, "Maalesef ülkemiz  yangın yerine döndü. Basına uygulanan sansür nedeni ile bazı haberler basında yer almamasına rağmen  gelişmeleri iletişimle öğrenebiliyoruz. Dolar sekiz aylık bir zamanda yaklaşık yüzde 90 bir artış gösterdi.  Ekonomi dibe vurdu,  fabrikalar kepenk kapattı, bazı işyerleri şu anda yağmalanıyor. Alacak verecek konuları nedeni ile cinayetler işleniyor, insanlar cinnet geçirip ailesini katledebiliyor. Böylesine kötü bir dönemden geçerken siyasi kavganın da bir seviyesi ve tutarlılığı olur. Maalesef bu arkadaşımızda biz bunu göremiyoruz."Diye konuştu.

"YEŞİL ALANI TİCARI ALANA ÇEVİRDİLER"

Tekira İşmerkezinin bir kısmının yeşil alan olması gerekirken AKP döneminde üçte bir oranındaki yeşil alanın da  ticari alan olarak yapımına izin verildiğini iddia eden Ökten, "Cüneyt Yüksel'in  geçen hafta yapmış olduğu açıklamalardan bir tanesi de Süleymanpaşa Pazar Yeri ile ilgiliydi. Süleymanpaşanın pazar yeri ile olan  sıkıntısı, ve şehir içinde ki ulaşımın sorumlusu  AKP döneminde yapılan Tekira alışveriş Merkezidir. Tekira Alişveriş merkezinin imar durumu üçte biri yeşil alan, üçte biri konut alanı iken tamamını ticari alana çevirerek bu günkü ortamı maalesef kendileri yaratmışlardır."İddialarında bulundu.

"TEMELİ 30 YIL EVVEL ATILDI"

Kültür Merkezinin temelinin 30 yıl evvel atılmasına rağmen hala faaliyete geçmediğini belirten Ökten, konuşmasını devamında şunları söyledi: "Valilik ve Bakanlığın sorumluluğu içerisinde olan ve  30 yıl önce temeli atıldığı halde şu an bitmiş olarak gözüken Kültür Merkezi hala neden faaliyete geçmedi mutlaka sorgulanmalı. Kadrosunun dahi atandığı söylendiği halde bir türlü faaliyete geçmemesi son derece düşündürücüdür. Yine Bakanlığın sorumluluğu içerisinde olan Süleymanpaşa-Hayrabolu yolu durmuş vaziyettedir. Burada vatandaşın ciddi mağduriyetleri vardır. İstimlak bedelleri tespit  edildiği halde ödenmemiştir. Yine müteahhide yapılacak olan ödemeler yapılmadığından Süleymanpaşa- Hayrabolu Yolu durmuş durumdadır. AKP'liler bu şehre hizmet etmeyi düşünüyorlarsa kendilerine bu işleri takip etmelerini tavsiye ediyorum."

"ÜLKEMİZ MUHTAÇ HALE GELDİ"

İl Başkanı Ökten'den sonra konuşan  CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun hükümetin çiftçiyi bir kahve içemeyecek duruma düşürdüğünü belirterek, "Bir zamanlar kendi kendine yeten ülke olmakla övündüğümüz tarımda maalesef, mercimekten nohuda, pirinçten buğdaya, bitkisel yağdan şekere kadar her alanda yabancı ellere muhtaç hale geldik. Yeterince desteklenmeyen çiftçi, yavaş yavaş tarımdan çekilmeye başladı. Bu yüzden kendi leziz nohut, mercimeğimiz yerine, yabancının kalitesi düşük ürünlerine hem de daha pahalı olarak mahkûm olduk."Değerlendirmelerinde bulundu.

DÜNYADA DÜŞÜYOR, BİZDE ARTIYOR

Dünya'da gıda fiyatlarının düşerken Türkiye'de arttığına dikkat çeken Aygun, konuşmasına şöyle devam etti: "2018 yılı Ağustos ayında yayınlanan Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda fiyatları endeksine göre dünyada et, süt ve ürünleri, tahıl, bitkisel yağ ve şeker fiyatları düşerken Türkiye’de bu gıdaların fiyatları artmaktadır.  Bu durum, tarımsal girdilerin ithalata bağımlı olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan dolar son üç ayda yüzde 44 artarak 6,70 TL oldu. Bu fiyatlarla ithalat; tarımı tamamen çökme noktasına getirmiştir. Petrol, gübre, yem'in hammaddesi dolar ile alınıp, Türk Lirası ile satılıyor."

"TÜİK VERİLERİ KRİZİ SAKLIYOR, ÖRTBAS EDİYOR"

TÜİK verilerinin  güvenilir olmadığını sözlerine ekleyen Aygun, " TÜİK  adeta bizimle alay etmektedir. TÜİK, piyasadaki yangını saklamakta, krizi örtbas etmektedir. Çarşı-pazara yansıyan rakamlardan uzak verilerdir. TÜİK, hangi çarşı-pazar verisini kullanmaktadır? Türkiye’nin her yerinde binlerce şubesi olan ve genellikle orta ve alt gelir gurubunda halkımızın alış veriş ettiği iki market zincirinde fiyatlar yüzde 25-30 artmıştır. Buna karşı TÜİK verileri, bu artışı yansıtmamaktadır. AKP iktidarı TÜİK aracılığı ile krizi saklamaya çalışmakta, ancak mızrak çuvala sığmamaktadır." Cümlelerine yer verdi.

"ÇİFTÇİMİZ 1 YILDA YÜZDE 50 FAKİRLEŞTİ"

Çiftçilerimiz, geçen yıla göre yüzde 50 fakirleştiğini belirten Aygun, "Türkiye’de buğday ve arpa rekoltesinde mevsim şartlarından dolayı yüzde25 ile yüzde 35 arasında düşüş yaşanmıştır. İklim şartlarındaki değişim, gübre ve mazot fiyatlarındaki artış nedeniyle çiftçilerimiz maliyetlerini karşılayamaz hale gelmiştir, elindeki toprakları satmaya başlamıştır. Satılan arazileri, rantçılar havada kapmaktadır. Yani tarım 2002 yılından bu yana bir çöküş içerisindedir. " Dedi.

"2002 YILINDAN BU YANA TARIM ALANLARI AZALDI

Ekim alanlarının azaldığının altını çizen Aygun, "Ülkemizdeki tarım alanları 2002 yılında toplam 41.967.000 hektar iken, 2017 yılında yüzde 9 azalma ile 37.992.000 hektara düşmüştür. 2002 yılında buğday ekim alanı 93 milyon dekar iken, 2017 yılında 76.688 bin dekara düşmüştür. Bu miktar yüzde 18’lik bir düşüştür.  Neden buğday ithal ettiğimiz sanırım daha iyi anlaşılacaktır. Arpa ekim alanı 2002 yılında 36 milyon  dekar iken 2017 yılında 24 milyon  dekara düşmüştür. Yani arpada yüzde 33 oranında ekim alanlarında azalma vardır. Çiftçimiz, Ürettiği İle Türk Kahvesi İçemiyor! Çiftçimiz, 1 Kilo Buğday Satıp 1 Fincan Türk Kahvesi İçemiyorsa Niye Üretim Yapsın" Şeklinde konuştu.

"GÜBRE FİYATLARINDA VAHİM TABLO"

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verileri üzerinden değerlendirmelerde bulunan Aygun, "Bakanlık; 2017 yılında gübre kullanımının 6,3 milyon ton olduğunu açıklamıştır. Önümüzdeki ekim döneminde gübre kullanımı, ithalata bağımlı hale geldiğimiz için dolardaki yüzde 44’lük değer artışından dolayı düşecektir. Çiftçi arasında ekim gübresi olarak bilinen DAP gübresinin kilosu 2017 yılında 1,34 TL iken, 2018 yılında yüzde 130 artarak 3,265 TL olmuştur. Kompoze gübrenin fiyatı 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 112 artışla 2,1 TL’den satılmaktadır. Yani; gübre fiyatları geçen yıla göre yüzde 112-130 artmıştır.  Bu rakamlar bugün itibarı ile geçerlidir. Maalesef yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Buğday, arpa, mısır ve ayçiçekte gübre desteği 2017 ve 2018 yılları için dekar başına 4 TL’dir. Çiftçi nasıl üretim yapsın? Başka bir örnek verelim bir süt üreticisinin geçinebilmesi için 1 litre sütle 1.3 kilogram yem alması gerekmektedir Şu anda üretici, sütü litresi 1.60 liradan satmaktadır. Bu durumda, çiftçimizin 1 kilo yem almak için, 1.063 litre süt satması gerekmektedir. Yani üreticimiz, ürettiğinden para kazanamaz hale getirilmiştir." Diye konuştu.

"MAZOT FİYATLARI KATLANIYOR"

Artan Mazot fiyatlarına da değinen Aygun, konuşmasına şöyle devam etti: "2017 yılı sonunda litresi 5,1 TL olan mazot fiyatı, 2018 yılı Ağustos ayında yüzde 23 artışla litresi 6,30 TL olmuştur. Maalesef ekim dönemi esnasında mazotun ne olacağını kimse öngörememektedir. Mazottaki destek artışları, litre başına yapılan fiyat artışları ile orantılı değildir. 2018’e geçişte tahıl ekiminde kullanılan mazot desteği yüzde 15,38, yağlı tohumların ekiminde ise yüzde 11,76 oranında arttırılmıştır. Çiftçi, adeta üretimden çekilmeye zorlanmaktadır. Çünkü mazot fiyatları geçen yıla göre yüzde 23 artarken, mazot desteği bunun yarısı yani yüzde 11,7 oranında arttırılmıştır."

"ÜRÜN FİYATLARI DEĞİŞMİYOR"

Artan Mazot ve gübre fiyatlarına rağmen çiftçinin ürün fiyatının geçimini sağlayamayacak düzeyde olduğunu hatırlatan Aygun, "İthalata bağlı girdi fiyatları, mazot, gübre vs sürekli artarken, yani çiftçinin masrafı katlanırken, devlet ürün fiyatlarını sürekli aynı oranda tutmaktadır. Adeta, çiftçinin üretim yapmaması için her türlü koşul sağlanmaktadır. Mazot ve gübredeki artışa rağmen, Toprak Mahsulleri Ofisi, buğday fiyatlarını sürekli aşağıya çekmektedir. Buğday alım fiyatları uzun yıllardır 1 TL ve altındadır.  Çiftçi 3,2 buğday satacak, 1 kg DAP gübresi alacaktır. Çiftçi 2,1 kg buğday satacak, ama 1 kg 20 x20 gübre alacaktır. Çiftçi 6,27 kg buğday satacak ama 1 litre mazot alacaktır. Arpa 80 kuruş civarında alıcı bulmaktadır. Çiftçi 4 kg arpa satacaktır. 1 kg DAP gübresi alacaktır. Çiftçi 2,62 arpa satacaktır. Çiftçi 7,83 kg arpa satacaktır. 1 litre mazot alacaktır. Mısır alım fiyatları 90-95 kuruş arasındadır. Çiftçi 3,43 kg mısır satacaktır. 1 kg DAP gübresi alacaktır. Çiftçi 2,21 kg mısır satacaktır. 1 kg 20 x 20 gübre alacaktır.       Çiftçi 6,6 kg mısır satacaktır. 1 litre mazot alacaktır." Şeklinde konuştu.

"2,75 KG AYÇİÇEĞİNE  1 LİTRE MAZOT ALIYOR"

Yüzde 40 oranında yağlı ayçiçeğinin kilosunun   2 lira 32 kuruşa alındığını ifade eden Aygun, konuşmasının devamında, "Çiftçi 1,4 kg ayçiçeği satacak, 1 kg DAP gübresi alacaktır. Çiftçi 0,905 kg ayçiçeği satacak, 1 kg 20 x 20 gübre alacaktır. Çiftçi 2,72 kg ayçiçeği satacak, 1 litre mazot alacaktır. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen çiftçiye destek artışları yetersiz düzeyde kalmaktadır. Fark ödemesi desteği de 2017 den 2018 yılına geçişte sabit kalmıştır. Arpa ve buğdayda kilogram başına 5 kuruş, ayçiçekte kilogram başına 40 kuruş, mısırda kilogram başına 3 kuruş düzeyinde fark ödemesi desteği yapılmıştır. Arpa ve buğdayda yurtiçi sertifikalı tohum kullanım desteği yine 2017 ve 2018 de sabit olarak dekar başına 8,5 TL düzeyinde tutulmuştur.  2018 yılında mazot desteği sadece 2 TL artmış, arpa ve buğdayda 15 TL, mısır ve ayçiçekte 19 TL olmuştur." İfadelerini kullandı.

ÇİFTÇİ BUĞDAY PARASINA TÜRK KAHVESİ İÇEMİYOR!

Çiftçinin halini, yaşam standartlarındaki düşüşü Türk Kahvesi ile açıklayan Aygun, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Ürün satış fiyatlarına bakıldığında Çiftçiye, adeta Türk Kahvesi reva görülmemektedir. 1 yıl emek verip elde ettiğiniz buğday mahsulünün 1 kilosu ile 1 fincan Türk kahvesi içemiyorsunuz! Okulların açılacağı şu günlerde kâğıda gelen zam çocuğun defterine, kalemine, silgisine de gelmiyor mu? 3 çocuk yapın derken,  3 çocuğun okul masraflarını hiç buğday alım fiyatları ile karşılaştırdınız mı? Önümüz kış. Evler odun ister, kömür ister, doğalgaz ister. Bunlara gelen zammı hiç ayçiçek alım fiyatları ile karşılaştırdınız mı? Çiftçi gübre, mazot fiyatlarından dolayı üretim yapamazsa ne olur?"

"DIŞ GÜÇLER Mİ BİZİ BİTİRDİ"

 AKP iktidarının  çiftçiyi gözden çıkardığını kaydeden Aygun, konuşmasını şöyle noktaladı: "Çiftçi üretim yapmazsa, ona tarımsal girdi sağlayan tarım sanayisi de çöker! Tüketici, pahalıya gıda ürünü alır hale gelir. Çiftçiden başlayarak bu zincirleme olarak ülkenin tamamını etkiler.  Mesele sadece çiftçinin fukaralaşması değil, Türkiye’nin topyekûn fukaralaşmasıdır. Çiftçi gıda güvenliğinin temelidir. Türkiye’nin varlığının sigortasıdır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun tespitleri, yaşadığımız gerçeği özetlemektedir. Biz de onun sorusunu tekrarlayalım: “Tarımı bitir, çiftçiyi borç batağına sürükle! Samandan mercimeğe, canlı hayvandan ete kadar tarım ürünlerini ithal et diyen dış güçler mi bizi bitirdi?”      
AdminAdmin