Yasemen Hanım, itiraf etmeliyim ki kitabınız elime geçinceye kadar ‘Acaba Trakya’nın binbir rengi ne olabilir?’diye düşündüm durdum. İnanın aklıma gelmeyen şey kalmadı. Fakat kitabınızı okuduktan sonra böylesine anlamlı bir tespit ile karşılaşacağımı asla düşünmemiştim. Yanlış anlamayın Trakya’nın böyle bir zenginliğe kucak açtığını daha önce hiç fark etmemiştim. Okurlarımızı daha fazla meraklandırmadan sözü hemen size bırakmak istiyorum. Kitabınızın adı neden Binbir Renkli Trakya?
Bir çocuk edebiyatı yazarı olarak işte asıl amacım tam olarak bu. İnanın gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda yazdığım eserlerin henüz okunmadan merak uyandırması, acaba bu kitabın içinde beni neler bekliyor, hangi karakterler ile tanışacağım? heyecanının yaşanması beni çok mutlu ediyor. Çünkü okurlarım çok iyi bilirler ki benim kitaplarımda kitabın kapağından, karakter isimlerine, vurgulanan tarihlerden gerçek hayatın içinden seçtiğim karakterlere kadar hiçbir şey tesadüfi değildir. Aslında tam olarak proje olarak tasarladığım henüz çiçeği burnunda olan Trakya kitabımla, gerek küçük insan okurlarıma yani çocuklara gerekse yetişkinlere binbir renk başlığı altında çok şey anlatıyor olacağım.
Trakya’da yaşayan her çocuğun gerçekten çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Çünkü şunu yürekten inanarak söylüyorum ki sizin de kitabınızda bahsettiğiniz onlarca kültürü bir arada gören ve bizzat bu kültürlerin içinde büyüyen her çocuk ileride iyi bir sosyolog olabilir aslında. Yalnız az önce siz konuşmanızı yaparken bir benzetmeniz dikkatimi çekti. ‘Küçük insan’. Bu tabiri ilk defa duyuyorum. Bu nitelendirmeyi birazcık açabilir misiniz bizim için?
Şöyle ki günümüzde ne yazık ki çocuklar için üretilen birçok eserin 'çocukça' yazıldığını görmekteyiz. Bunu şuna benzetebiliriz. Bir yetişkinin çocukla konuşurken çocuk gibi tavır takınması gibi. Pedogojik düzeyde çocukla iletişim kurmanın pek çok şahane yöntemi vardır ama inanın bunların içerisinde bebek gibi konuşmak ya da çocuğun seviyesini ve dil yapısını hafife almak yoktur. Bizlerin yani çocuk edebiyatı alanında eserler veren yazarların öncelikle 'Çocuk' kavramını çok iyi analiz etmiş olması ve bu kavramın anlamına çok yönlü olarak özellikle gelişim psikolojisi açısından hakim olmuş olması gerekir. Yazdığımız eserlerde amacımız, çocukların seviyesine inmek değil bilakis onların seviyesine çıkabilmeyi başarmak olmalıdır. Şu an yazdığım yüksek lisans tezinde de özellikle üzerinde durduğum nokta çocuğun henüz 'büyümemiş bir yetişkin' olduğudur. Kendine ait bir dünyası, düşünce yapısı, duygu dünyası, içinde yaşadığı hayal ve gerçeklik evreni ile çocuk tam anlamı ile küçük bir insandır. Hiçbir özelliği azınsanmayacak kadar da büyük...
Şuna emin olabilirsiniz ki Yasemen Hanım, bugünden itibaren çocuklara bakış açım oldukça değişecek. Çünkü bu tespit çok kıymetli. Eminim ki benimle birlikte değerli gazete okurlarımız da 'çocuklara hiç bu kadar üst düzeyden bakmamıştım.' diyeceklerdir. Çocuklardan bahsederken içimizin sıcacık olduğu şu anlarda dilerseniz kitabın içeriğine bir yolculuk yapalım artık. Okurlarımızı daha fazla meraklandırmadan hemen şunu sormak istiyorum, BİNBİR RENKLİ TRAKYA kitabınızda hangi temaları işlediniz?
Kitabımdaki öncelikli hedefim, tüm okurlarıma ve özellikle de çocuklara şu temayı vermek oldu: Binbir renk ifadesini kullanarak Trakya'nın göz bebeği olan Çerkezköy'deki o çok kültürlü yapıyı anlatmak istedim. Gerek Trakya'da gerekse Türkiye'nin diğer kentlerinde yaşayan her çocuk bu kitapta kendinden, kendi aile yaşantısından bir parça bulabilecek. Kitabımdaki karakterlerim Atçe, Üseyin ve Mustıfa sayesinde hem Trakya'nın o gönülleri yumuşatan tatlı şivesi ile tanışmış olacaklar hem de Çerkezköy'de birbirinden farklı kültürlerin bir arada uyum ve sevgi ile yaşadığına tanıklık edecekler. Çerkezköy, iş potansiyeli açısından yüksek bir yer. Dolayısı ile fazla göç alan ve bu çok kültürlü yapılara kapısını sonuna kadar açan bir ilçe. Burada, Edirneli, Erzurumlu, Antepli, Tokatlı, Karslı, Samsunlu, Vanlı ve daha sayamadığımız nice zengin kültürler bir arada. Tam da bu noktada henüz küçük yaşlarda çocuklarımıza kazandırılacak bazı duyguları çok önemsiyorum: empati, farklılıklara saygı, aile ve dayanışma, çalışkanlık, insani değerler, kültürel zenginlikler, tarih bilinci, millet sevgisi gibi birçok temayı bu kitabımda çocuklara mesaj olarak vermeye çalışıyorum.
Gerçekten kitabın adı gibi içeriği de çocuklara binbir katkı sunacak bundan çok eminiz ama şunu da merak ediyorum Yasemen Hanım, çocuklara yazmak nasıl bir sorumluluk?
İnanın bu sorunun yanıtını en kalbi duygularımla vereceğim. Çocuklar benim her zaman ince çizgim olmuştur. Bir eğitimci, bir anne ve çocuk kitapları yazarı olarak benim etkileşim kurduğum, gözlerinin içine baktığım özne çocuk. Kuşkusuz ki her bir çocuk özel ve biricik. Bu nedenle çocuk kitapları yazabilmek yetişkinlere kitap yazmak kadar kolay değil. Farkındayım bu çok iddialı bir cümle oldu. Sizin sorunuz nezdinde toplumda bu yanlış anlaşılmaya da yanıt vermek isterim. Başlangıçta da vurguladığım gibi çocuğa çocukça bakmaktan vazgeçmek, çocuk kitaplarının da basit olduğu anlayışını ortadan kaldıracaktır. Herkes çocuğa yazamaz. Çocuğun seviyesine inmek demiyorum bakın çocuğun seviyesine çıkmak pedogojik bir birikim gerektirir. Kısacası elinin kalem tuttuğunu zanneden ve sıralı bir biçimde basit düzeyde kurulmuş cümle yığınlarını bir araya getirerek ben kitap yazdım diye çocukların hayal dünyasını körelten, diyalog kurmaktan yoksun bir çok yazar ve eser ne yazık ki var bunu yadsıyamayız. Burada tam olara etik bir problem ortaya çıkıyor. Çocuk için üretirken bir yazarın kendine şunu sorması gerekir. 'Çocuğa ne katabilirim, onun hayal dünyasını nasıl zenginleştirebilirim?' işte tam da bu sorulara verilecek vicdani yanıtlar sizi zaten çocukların gözünde sevilen bir yazar yapacaktır.
Demek ki sanılanın aksine çocuk kitapları yazmak aslında çok daha zor bir alan. Bu güzel sohbeti asla bitirmek istemezdim ama süremizin sonuna geldik. Son olarak özellikle de yeni bir yıla girmeye sayılı günler kala okurlarınıza, çocuklara ve ebevenlere ve yeni bir yıla girerken neler söylemek istersiniz Yasemen Hanım.
Öncelikle çocuk ve edebiyat üzerine sohbet etmek, Trakya'yı konuşmak çok güzeldi. Harika sorularınız için Asim Bey size çok teşekkür ediyorum. Gazeteniz Kapaklı Yorum'a çok teşekkür ediyorum. Buradan küçük insanlarım çocuklara, yine benim çocuklarım Arel Mete ve Anı Uğur'a kitaplarla dolu, yeni maceralar ve karakterlerle tanışabilecekleri keyifli, sağlıklı, başarı dolu yeni bir yıl diliyorum. Kıymetli anne babalar çocuklarınızla birlikte kitap okuyun. Çocuğunuzun yanında olmak, ona öğüt vermekten çok daha kıymetlidir.
Eğer çocuklarımızın renkli dünyaları olsun istiyorsak hep birlikte hayal dünyalarına yatırım yapmamız gerekir. Hadi hep birlikte şunu söyleyelim: OKUKİ HAYALİN KANATLANSIN.
BİR KİTAPLA DÜNYA DEĞİŞİR.
Röportaj: Asim YAVUZ




















