CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, TBMM Genel Kurulu’ndaki ‘sansür yasası’ görüşmeleri sırasında söz alarak, “Siz ne derseniz deyin, hangi gerekçeyle güzellemeye çalışırsanız çalışın, bu bal gibi bir sansür yasası, hakikatle mücadele yasası. İleri demokrasi diye çıktığınız yolda varılan yer tam olarak üçüncü dünya ülkesi demokrasisi, tam olarak bir istibdat rejimi” dedi.

CHP PM Üyesi, Tekirdağ Milletvekili Dr. Candan Yüceer, kamuoyunda ‘sansür yasası’ olarak bilinen, basına ve sosyal medyaya yönelik yeni yaptırımlar içeren kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında söz aldı. Yüceer, “Derdiniz, tüm gazetecileri sarayın memuru yapmak. Yalan, hakikatin yerine geçsin diye mücadele veriyorsunuz. Evet, baskı var ama direniş de var, bizim umudumuzu artıran da bu baskıya karşı her gün yükselen direniş. Ben buradan selam olsun diyorum karanlığa ışık olanlara; selam olsun zalim Bolu Beyi'ne karşı Köroğlu olanlara” diye konuştu.
“NİYET ÜZÜM YEMEK DEĞİL, BAĞCIYI DÖVMEK”
Yine, yeni bir AKP icadıyla karşı karşıya kalındığını belirten Milletvekili Yüceer, "Önümüze getirilen bu seferki icadın adı dezenformasyonla mücadele, yalan haberlerle mücadele. Kılıf bu, peki niyet ne? Niyet bambaşka, niyet üzüm yemek değil, niyet bağcıyı dövmek. Siz ne derseniz deyin, hangi gerekçeyle güzellemeye çalışırsanız çalışın, bu bal gibi bir sansür yasası, hakikatle mücadele yasası. ‘Niye böyle yapıyorsunuz arkadaşlar?’ dersek eğer, aslında hep böyle yapıyorsunuz çünkü fıtratınızda istibdat var, yasakçı bir iktidar olarak tarihe geçeceksiniz. Eğer bir ülkede medya baskı altındaysa, sansür varsa, otosansür artık normalleşmiş, zorunla hâle gelmişse, gerçekler yazılamıyorsa o ülkede demokrasi işlemiyor demektir ki ülkemizde de durum böyle. İleri demokrasi diye çıktığınız yolda varılan yer tam olarak üçüncü dünya ülkesi demokrasisi, tam olarak bir istibdat rejimi" şeklinde konuştu
“TEK MANŞETLİ BİR MEDYA”
Yüceer, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Yalanla mücadele edeceğiz güzellemesiyle önümüze getirilen teklifle; sesi kısılan bir medya, tek sesli, tek kumandalı, tek manşetli bir medya amaçlandı. İşte böyle bir toplum isteyen AKP iktidarı medya sermayesinin yüzde 90'dan fazlasını kontrol altına almış, ana akım medyayı dikensiz gül bahçesine çevirmiştir. Yasaları, yargıyı düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallandırmış; yetmemiş, kontrol edemediğini, internet medyasını, her çıkan ufacık, küçücük bir muhalefetin sesini de bu teklifle susturmak, sindirmek istiyor."
"HÜKÜMET KOMİSERLERİ KARAR VERİYOR"
Çıkan yasayla gerçeklere ulaşmanın engellendiğini ifade eden Yüceer, "Medyanın gerçeklere ulaşmasını değil, servis edilen manipülatif içeriklerin kullanılmasına ve niteliğin, meslek ilkelerinin değil; emir alan, köşesini bu iş için kullanan kullanışlı kalemlerin öne çıktığı bu medya düzeninde ne yazılıp çizileceğine, hakikatlere, hangi haberin, kimin ne anlamda ne kadar öne çıkacağına işte bu Hükümet komiserleri ve bunları oraya görevlendiren karar veriyor" cümlelerine yer verdi.
“DERDİNİZ, TÜM GAZETECİLERİ SARAYIN MEMURU YAPMAK”
Yüceer, konuşmasına şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı sıfatını taşıyan sarayın propaganda başkanının bu hafta yayınladığı bülten tam olarak bunu yapıyor, sözde hakikati belirliyor. Oysa ki Twitter geçtiğimiz senelerde manipülasyonu engelleme politikalarıyla ihlal ettiği gerekçesiyle AKP'yle bağlantılı olduğu iddia edilen 7 bin 340 hesabı kapatmıştı. Şimdi herhâlde derdiniz, tüm gazetecileri sarayın memuru yapmak. Yalan, hakikatin yerine geçsin diye mücadele veriyorsunuz."
"40 MADDELİK KANUNUN 29. MADDE İÇİN YAPILMIŞ"
40 maddelik kanunun adeta 29. Madde için yapıldığını sözlerine ekleyen Yüceer, "İktidarın eliyle, önerisiyle üretilmeyen her türlü bilgilinin, AKP propagandası yapmayan her şeyin "dezenformasyon" olarak kabul edilmesi gerektiği bir suç icat ederek önümüze getiriyorsunuz, gerçeğe aykırı bilgiyi yayma suçu. 40 maddelik tüm kanun sanki bu madde için, 29'uncu madde için yapılmış sanki. Ne olduğu belirsiz bir suç. Hakikati sarayın belirlediği bir suçta, siyasallaşmış, iktidarın sopası hâline gelmiş yargının bu yasayı nasıl kullanacağı az çok ortada" ifadelerine yer verdi.
“GÜCÜNÜZ HAKİKATİN GÜCÜNE YETMEYECEK”
Yüceer, konuşmasına şöyle devam etti: "Yalnızca basında değil sosyal medyayı kullanan herkes, bu yeni suç tiplemesiyle ve hapis cezasıyla karşı karşıya gelecek. Ülkemizde sansür, zorlama, baskı aslında had safhada. Bütün arkadaşlar, Türkiye'deki rakamları verdi, nerede olduğumuzu gösterdi. İnterneti 2007'den itibaren kontrol altına almak için 5651 sayılı yasada on dört yılda 18 kez ekleme, düzenleme yaptınız. Öyle yaptınız, böyle yaptınız ama olmadı, gene olmayacak çünkü gücünüz hakikatin gücüne yetmeyecek çünkü özgür basına, iyi özgür insana gücünüz yetmeyecek."
"10 MİLYON İŞSİZDEN RAHATSIZ DEĞİLSİNİZ"
Dezenformasyon Yasasının, gerçeklerin ortaya çıkmaması için çıkarıldığını belirten Yüceer, "İşin en acı tarafı da ‘Açız, geçinemiyoruz’ diyen milyonların, 10 milyonu aşkın işsizin, Türkiye'nin dört bir yanındaki adalet arayışı gerçeğinden değil ya da memleketin, milletin bu hâlini umursamadan, israf içinde, ihtişam içinde yaşamanızdan, bütün memleketin, milletin kaynaklarını yandaşa akıtmanızdan, bu gerçekten, rahatsız değilsiniz. Rahatsız olduğunuz tek şey bunların açığa çıkması, bunların sorgulanması, bunların konuşulması. O yüzden de bu teklifi önümüze getirildi" şeklinde konuştu.
“IŞIK OLANLARA IŞIK OLANLARA”
Yüceer, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: "Adalete dayanmayan güç, adaletle yönetilmeyen her yönetim doğası gereği zalimdir ve zulümle yönetmek zorunda kalır. Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır, eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır. Türkiye'de gazetecilik yapmak gerçekten ateşten gömlek giymek. Bu ateşten gömleği giyen, sadakati her zaman gerçeğin peşinde arayan tüm basın emekçilerine şükranlarımı sunuyorum, bu mücadelede her zaman yan yana yürüdüğümüzü söylüyorum. Ve, evet, baskı var ama direniş de var, bizim umudumuzu artıran da bu baskıya karşı her gün yükselen direniş. Ben buradan selam olsun diyorum karanlığa ışık olanlara; selam olsun zalim Bolu Beyi'ne karşı Köroğlu olanlara.”




















