Emperyalistler de bu planı mecburen dondurucuya koymuşlardı.
Evet, 10 Ağustos 1920'de Sevres'de imzalanan 433 maddelik bu barış andlaşmasıyla somutlaştırılan plandan bahsediyorum.
Ben de bu planın içerdiklerinin bugün ülkemizde yaşadıklarımızla bir ilgisi var mı diye merak ettim. Buyrun beraber bakalım.
SEVR Madde : 36
İşbu Andlaşmanın hükümleri saklı kalmak koşuluyla, Bağıtlı Yüksek Taraflar, Osmanlı Hükümetinin İstanbul üzerindeki haklarına ve sıfatlarına dokunulmaması, ve bu Hükümetle Majeste Padişah'in bu kentte oturmak ve bu kenti Osmanlı Devletinin başkenti tutmak bakımından özgür olduklarında görüş birliği içindedirler.
Bugün:
-Finans merkezleri başta olmak üzere Ankara’daki kurumların İstanbul’a taşınmaya çalışılması tamamen tesadüftür (!) tabi..
SEVR Madde:62
Fırat'ın doğusunda, ileride saptanacak Ermenistan'ın güney sınırının güneyinde ve Suriye ve Irak ile Türkiye sınırının kuzeyinde, Kürtlerin sayıca üstün bulunduğu bölgelerin yerel özerkliğini, işbu Andlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı ay içinde, İstanbul'da toplanan ve İngiliz, Fransız ve İtalyan Hükümetlerinden her birinin atadığı üç üyeden oluşan bir Komisyon hazırlayacaktır.
Bugün:
-9 Ocak 2025 de İtalya’da yapılan ve Türkiye’nin davet edilmediği “Suriye’nin geleceği” toplantısına ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’nın katılması,
-Kürt varlığının korunması ve çok kültürlü Suriye’nin inşası konularının ele alınması,
-Buna paralel olarak ülkemizde yerel özerklik ve federatif yapıya geçme tartışmaları da takdir-i ilahidir (!) muhtemelen .
SEVR Madde : 64
İşbu Andlaşmanın yürürlüğe konuşundan bir yıl sonra, 62. Maddede belirtilen
bölgelerdeki Kürtler, bu bölgelerdeki nüfusun çoğunluğunun Türkiye'den bağımsız olmak istediklerini kanıtlayarak Milletler Cemiyeti Konseyine başvururlarsa ve Konsey de bu nüfusun bu bağımsızlığa yetenekli olduğu görüşüne varırsa ve bu bağımsızlığı onlara tanımayı Türkiye'ye salık verirse, Türkiye, bu öğütlemeye [tavsiyeye] uymayı ve bu bölgeler üzerinde bütün haklarından ve sıfatlarından vazgeçmeyi, şimdiden yükümlenir.
Bugün:
-“Barış süreci” ya da “Terörsüz Türkiye ” adlarıyla başlatılan sürecin bu maddeyle uzaktan yakından ilişkisi yoktur herhalde ?
SEVR Madde: 144
Osmanlı Hükümeti, l Ocak 1914'den81 beri, topluca öldürülme korkusuyla ya da başka herhangi bir zorlama yüzünden, yurtlarından kovulmuş, Türk soyundan olmayan Osmanlı uyruklarının yurtlarına dönüşlerini ve yeniden işlerine başlayabilmelerini, olabildiği ölçüde kolaylaştırmağı resmen yükümlenir. Sözü edilen Osmanlı uyruklarıyla, bunların üyesi bulundukları toplulukların malı olan ve yeniden bulunabilecek taşınır ya da taşınmaz malların, kimin elinde bulunurlarsa bulunsunlar, bir an önce geri verilmesi gerektiğini Osmanlı Hükümeti kabul eder.
Bugün:
-Ağustos 2011 ‘de yayınlanan ve yabancı basında hükümetin 'jesti' olarak ifade edilen “Azınlık vakıflarının son 75 yılda edindiği mülkün iadesini “ öngören kanun hükmünde kararname de bu maddeden bağımsızdır (!)
(Zamanın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun “atılan adım jest değil, tarihi bir adımdır ve bunun diğer ülkelere de örnek olmasını dilerim” demesini dikkate almayın)
SEVR Madde : 145
Osmanlı Hükümeti, işbu Andlaşmanın yürürlüğe girmesinden başlayarak iki yıllık bir süre içinde, Müttefik Devletlere, soy azınlıklarının orantılı temsili ilkesine dayalı bir seçim sistemi düzenlenmesi tasarısı sunacaktır.
Bugün :
-Cumhurbaşkanının yardımcılarının dini ve etnik kökene göre atanması önerisinin bu maddeyle ne alakası (!) var sanki ?
SEVR MADDE : 168
İşbu Andlaşmanın yürürlüğe girişinden başlayarak üç aylık bir sürenin geçmesinden sonra, Türkiye'de, ancak izin verilen birlikler için gerekli subay ve astsubayların yetiştirilmesi için kesinlikle zorunlu bulunan aşağıda belirtilen okullar kalacaktır:
-1 (bir) subay okulu;
-Her yersel bölge için 1 (bir) astsubay okulu.
Bugün:
-Siz şimdi “askeri liselerin kapatılmasını” da buna bağlarsınız.
Hatta “SEVR’i buzluktan çıkarmışlar da haberimiz yokmuş” bile dersiniz.
Fesatsınız ya..




















