Vaat siyasetçinin ekmek teknesi. Buna bol keseden atmak da diyebiliriz. Her biri sıfırdan bir ülke, yeni bir devlet kurmak derecesinde zor sallamalar. Bu vaatleri sıralayanlar nedense insanların bu yalanlara kanmayacağından zerre kadar endişe duymuyor bile. Çünkü daha önce her söze kanan seçmen aynı seçmendir. Değişmeyi ve gelişmeyi gerektiği şekilde özümseyemeyen.
Öyle küçük küçük atsalar hadi neyse demek gerekir ama her biri bir yaylım ateşi. Adeta insanı aptal yerine koyup küçümseyen vaatler. Bu, mantık penceresinden bakınca ortaya düşen görüntü. Siyasileri ne kadar bağlar ki? Önemli olan kandırabilmek. Yeniden koca bir milletin beş senesini daha heba etmek. Har vurup harman savurmak. Sonrada sefaleti kadere bağlayıp Yaratıcıyı suçlu ilan etmek.
Hep böyle olmadı mı? Vaatlerin toplamı devletin bütün varlığından daha fazla değil miydi? Hem de kat kat üzerinde. Birisi, her vatandaşa bir ev bir de araba olmak üzere iki anahtar sözü vermedi mi? Vaatleri bunlarla kalsa neyse. Her mahallede o günün parasıyla yüz tane trilyoner, her köylüye ise bir traktör sözü vermemiş miydi?
Bir başkası beş bin tank üretip her ile bir havaalanı ve hızlı tren vaadinde bulunmadı mı? Hadi O’nun bu vaatlerinde ne derece samimi olduğunu vatandaş anlayamadan post modern darbe ile iktidara veda etti diyelim. Ya başka birinin rakiplerinin her geçen gün elini yükseltmesine yetişemediğinden vaat yarışına; “Kim ne veriyorsa ben beş lira fazlasını veriyorum demesine ne buyrulur? Üstelik ekonomiyi 500 günde düzlüğe çıkaracağını da vaadine eklemişti. Bu vaatlerde bulunanalar başbakanlık yapmış kişilerdi. Öyle afaki vaatlerde bulunmayan birilerinin de olduğunu söylemeden geçmek pekte doğru olmaz.
Yalandan kim ölmüş ki siyasetçiler de ölsün. Bu vaatlerin üzerinden seneler geçti. Hem de çok seneler. Yeni siyasetçilerin hizmet etmeseler de insanımızı aptal yerine koymamalarını hayal ettik. Ne var ki geçen bunca sene zarfında gördük ki gelen gideni aratmış. Ayakları yere basan vaatler gitmiş havada uçuşanlar gelmiş. Bunları söylerken saçmaladığımı düşünenler olabilir. Ben sadece söylenmiş sözleri aktarıyorum. Söylenmeyen sözü söylemek ne haddime? Neuzibillah.
Başbakanlık yapmış insanların yalanlarına bir hayli alışmış olmalıyız ki vaat yarışı gençlik kolları başkanlarına kadar indirgenmiş. 2071 Yılında uzayda kahvaltı edeceklerini söyleyenleri gördüm. Çoğunluk bu vaadi de yuttu. İlçe gençlik kolları başkanı uzaya ne ile ve nasıl gideceği konusunda gayet rahattı. Hem de olabildiğince. Peki, ama bu derece imkânsız bir vaadin kamuoyu ile paylaşılmasının rahatlığı nerden geliyordu? Tabi ki inananların çokluğundan. Bu sorgusuz inanmak aynı partinin üst düzey mensubu tarafından şu cümlelerle özetleniyordu: “Ay’a dört şeritli yol yapacağız desek inanacak seçmenimiz var.” Eh yani yol olunca Ay’da kahvaltı edilmez mi?




















