Okullar, çocuklar için yalnızca bilgi edindikleri bir yer değil, aynı zamanda zihinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerini sürdürdükleri alanlardır. Bu nedenle okul güvenliğini yalnızca basit bir biçimde; yangın söndürücüler, acil çıkış kapıları ve bahçede bekleyen güvenlik görevlileri olarak düşünmemek gerekir.
Peki, gerçek okul güvenliği nedir derseniz; tüm bu düşünülenlerden daha anlamlı ve katmanlı bir olgu olduğunu söylemek mümkündür: Çocuğun sağlığını koruyan, kendini güvende hissetmesini sağlayan, her türlü riski önceden belirleyip önlem alan bir sistem, gerçek okul güvenliği sistemidir. Özel okul ve devlet okulları arasındaki farklar, güvenlik, temizlik, ergonomik koşullar gibi konulardaki makas gün geçtikçe açılmaktadır. Hal böyle olunca bir çocuğun okulda geçirdiği saatler boyunca aldığı temiz havanın, sağlıklı beslenmenin, güvenli merdivenlerin, hijyenik tuvaletlerin, uygun sınıf koşullarının olup olmadığının, bütün bunların çocukların psikolojisi üzerindeki etkisinin neler olabileceğini sabaha kadar tartışabilir haldeyiz. Güvenli olmayan bir okulda eğitim hakkı da yarım kalır.
Bakalım Türkiye’de Okullarımız Bu Açıdan Ne Kadar Güvenli?
Okul güvenliği tartışmalarında son birkaç yıla kadar akla gelen konular deprem, yangın, sel gibi daha çok doğal afetlerden kaynaklanan belli kazalar idi. Peki ama şimdi? Elbette güvenlik konusu ilk sırada yerini aldı. Okul giriş sistemleri, fiziksel önlemler, akran zorbalığı, kaygan zeminler, öğretmen ve öğrenci tükenmişliği, okulda kendini güvende hissetmeme, dışlama ve dışlanmışlık gibi süreç ve sonuçları ile büyük riskler taşıyan tehlike durumlarını saymakla bitiremeyiz.
Özellikle zorbalık konusu OECD’nin araştırmalarına konu olmuş ve ne yazık ki okulda zorbalığa uğrayan çocukların okula olan aidiyet duygusunu yitirdiği ve öğrenme performansının düştüğü gözlemlenmiştir.
Çocuk edebiyatı yazarıyım fakat öte yandan İş Sağlığı ve Güvenliği B Sınıfı Uzmanı olarak bizlerin sıkça kullandığı bir kavram vardır: Önleyici Yaklaşım. Çok basit bir ifade ile diyoruz ki; tehlike ortaya çıktıktan sonra bunu yönetmek yerine, ortaya çıkmadan önce önlem al. İşte bu yaklaşım, Okullarda güvenlik kültürüne dönüşmek zorundadır. Risk değerlendirme raporlarını yalnızca bir belge olarak görmeyen, veliyi okulun güvenlik sürecine dahil edebilen, fiziksel ve psikososyal riskler konusunda önlemler almış ve öğrencisi tehlikeyi fark ettiğinde hangi yetkililere bilgi vereceğini bilen okullar, güvenlik ve sağlık önlemlerini almış ve süreci yönetebilen okullardır. Unutmayın: Sonuç değil, süreç; olay değil, önlem konuşmalıyız.
Çocukların Güvenliği, Geleceğin Güvenliğidir. Türkiye’de okulların güvenliği yalnızca mevzuatla sağlanacak basit bir mesele hiç değildir. Tüm uygulamalar, öğrenci, öğretmen, veli ve idare ile beraber bir kültüre dönüştürülmelidir.
Unutmayalım ki; bir çocuğun okulda güvenli olması, ailenin içinin rahat etmesi meselesinden çok daha fazladır. Toplum olarak çocuklara karşı sorumluluğumuz adına daha fazlası gerektmektedir.
Çocuk, ait hissettiği yerde güvendedir. Güvende hissettiği yere aittir.




















