Sadıkları tahkir ile ret kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı
(Sadık kişileri aşağılama, reddetme benimsenir oldu; hırsızlara ikram ve yardım yeni çıktı.)
Ziya Paşa, sanırım hırsızlara itibar edildiğini henüz yeni görmeye başlamışken bu dünyadan göçüvermiş olmalı. Şayet Ziya Paşa bugün yaşamış olsaydı, fakir fukaranın hakkını yiyenlerin itibar görmesinin dürüst kişilere en büyük zulüm olduğu konusunda yüzlerce şiir yazardı.
Yazıp çizmekle hırsızlık yapanların azalacağını, yüzlerinin kızarıp yapmakta oldukları işe tövbe edeceklerini zannetmeyin. “Alışmış kudurmuştan beterdir” derler ya, bir kez insanın ruhuna bu mikrop bulaşmasın, ömrü billah bu hastalıktan iflah olmaz. Ne dünyaya dair beklentileri biter ne de çalıp çırptıkları ile topladığı servete kanaat getirir.
Hırsızlığın bir hastalık olduğunu söylemiştik. Bu hastalık günümüzde değişik şekillerde yapılmaktadır. Hem de en mahirane şekli ile. Dilimizde yer bulan “gözünden sürmeyi çalmak” deyimi de bu konudaki ustalığın derecesini göstermek için kullanılmaktadır. Bu konuda anlatılan bir hikaye vardır.
Padişah savaş sonrasında eline geçen çok değerli bir kumaş parçasından kendisine bir kaftan diktirmek ister. Çağırdığı terzi ölçü alır ancak padişahın elindeki kumaştan kaftan çıkmayacağını söyler. Padişah aynı kumaştan birkaç metre daha almaları için etraftaki vilayetlere adamlar salar. Ne var ki aynı kumaş bulunamaz.
Padişah başka bir terzi çağırarak kendisine kaftan dikmesini söyler. Terzi ölçü alır ve bir hafta sonra kaftanı teslim edeceğini söyler. Hakikaten bir hafta sonra terzi dikmiş olduğu kaftanı padişaha teslim eder.
Padişah, ertesi gün sokakta yürürken kendi kaftanının kumaşından bir kaftan giyen çocuk görür. Adamlarına çocuğu soruşturmalarını emreder. Padişahın adamları yaptıkları tahkikat sonucunda çocuğun, terzinin oğlu olduğunu öğrenirler. Padişah, huzuruna çağırdığı terziye sorar:
-Terzi Efendi etraftaki vilayetleri aratmama rağmen bulamadığım kumaşın aynısından senin oğlunun sırtında bir kaftan bulunmaktadır. Söyler misin, bu kumaşı nerden alarak oğluna kaftan diktin?
Terzi:
Padişahım, o parçayı sizin kaftanınızdan artırdım.
Padişah terzinin söylediklerine şaşırır:
-İyi de senden önceki terzi aynı kumaştan bana kaftan çıkmayacağını söylemişti, sen ise aynı kumaştan bana bir kaftan çıkardığın gibi oğluna da elbise dikmişsin, bu nasıl bir çelişki diye sorunca terzi şöyle cevap verir:
-Padişahım o terzinin size kaftan çıkmaz demesinin nedeni aynı kumaştan kendisi için kaftan çıkaramayışındandır. Şayet benim oğlumun yaşlarında bir çocuğu olsaydı o zaman sizin kumaşınızdan rahatlıkla size bir kaftan dikebilirdi.
Kumaş parçası çalanların hırsız kabul edildiği dönemler çok gerilerde kaldı. Artık günümüzde hiç kimsenin kumaş parçası ya da ayakkabı boyasına baktığı yok. Hırsızlıklar çok büyük miktarlarda yapılmakta. Vurgunun büyüklüğüne göre de kişilere halk tarafından rütbe ve büyük makamlar sunuluyor.
Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cay-ı kürektir.(1)
(Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır.)
Ne acıdır ki günümüzde pek çok siyasi gelişme hırsızlığın meşruiyet kazanmasına vesile olmuştur. Bu meşruiyet çıkarılan bir yasa nedeniyle değil bilakis mevcut yasaların uygulanmaması nedeniyle sağlandı. Milletin alın terini cebine indirenler cezalandırılmak yerine daha üst makamlara getirilerek aklanmış bu da hırsızlığın meşru kazanç kapısı bilinmesinin tescili olmuştur.
(1) Ziya Paşa. Terkib-i Bend




















