“En büyük erdem; insanın vicdanını dinlemesi ve iyilik yapmak için çaba harcamasıdır.” Konfüçyüs
Erdem, insanın özetidir. Birçok niteliğe sahip olunduğunu anlatır bize. Güzelliği, ahlakı, haksızlık karşında durmayı, zekayı, saygıyı, öz eleştiri yapmayı, nezaketi ve çalışkanlığı. Dünyaya gelmekle ruhumuza yüklenen paket program.
Çocukluk dönemi, insana yüklenmiş olan nitelikleri anlamak bakımından önemlidir. Birilerinin kötü örneklerinden henüz etkilenmemiş olan çocuk insanın en doğal halidir. İçerisinde nefrete dair duygular olmaz. Kanaatkârdır, paylaşmayı sever. Arkadaşlığa önem verir, merhametin en üst perdesine sahiptir. Daha pek çok niteliğin en doğal şeklini içinde barındırır.
Çocuk, kendisine rol model tayin ettiği kişilerin karakteri ile büyür. Aynı nitelikleri gençlik yıllarında ve sonrasında da görmek mümkündür. Ona bu özellikleri kazandıran kişinin yaptığı tek şey güzele yönelmek, kötü olan her şeyden uzak durmaktır. Zaten bu kadarı da kabiliyet sahibi bir çocuk için yeterlidir. Yani arife tarif gerekmez. “Erdem, iyi saydığımız şeyleri yapmakta gösterdiğimiz karar ve sabırdan ibarettir.” Rene Descartes
Dünyayı güzelleştirmenin o kadar zor ya da imkânsız olmadığına inanıyorum. Bana göre zor olsa da imkânsız değildir. İnsan, az bir uğraşı göze almakla sanırım dünyayı cennete çevirebilir. Canımızı sıkan bayağılıklar yerine ruhu dinlendiren güzelliklere tanık olabiliriz. Bu olmayacak bir şey değil. Hapishane, karakol ve adliye saraylarına harcanan paralar ek gelir olarak ailelere verilmiş olsa sanırım insanlar çocukları ile daha fazla ilgilenme imkânına kavuşabilir. Böyle bir destek ile ileride yaşanması muhtemel bir kısım sıkıntılar minimize edilebilir kanaatindeyim.
Elit ailelerin toplum huzurunu bozma oranının düşük olması sosyal sorunların fakirlikten kaynaklandığına işaret etmiyor mu? Elit aile bu erdemi nedeniyle takdir görüyorsa o zaman neden huzuru bozan kişi yerine anne ve baba muhatap alınmıyor? Bana göre ailenin sorumlu tutulması toplumsal sorunların aşılması bakımından fevkalade bir çıkış yolu olabilir. Böylece anne ve babalar erdemli insan yetiştirmeyi gaye edinebilir.
Her şeyin yasalarla sağlanması elbette ki mümkün değil ancak yasalar olmadan erdemli insan yetiştirmek de kolay değildir. Bir kere erdemli insan olabilmek sabırlı, bilgili ve hazımlı olmayı gerektirir. Gerektiğinde susmayı, gerektiğinde aç kalmayı bilmektir. Halden anlayıp çare olabilmektir insanlara. Kişi bunları yapamayabilir ama zararsız bir insan olmayı fevkalade başarabilir. Bu da erdem makamının alt seviyesidir. Hesiodos der ki “Erdem; uzaklarda ta uzaklardadır, ona götüren yol uzundur, diktir, çetindir, kan ter içinde kalmadan çıkılmaz o yokuş.”




















