Dün gece yarısı atılan havai fişekler emniyet güçleri tarafından dikkate dahi alınmadı. Oysaki 01. 15'te sadece ben iki kere ihbarda bulunarak koca bir ilçe halkını hiçe sayıp insanları tatlı uykusundan uyandıran magandalar hakkında işlem yapılmasını istemiştim. İhbar hattında bulunan bayan da çok sayıda ihbar olduğunu söylemesine rağmen olayın meydana geldiği mahalle tek bir ekip dahi uğramadı. Sadece uykusundan uyanan vatandaşlar bekledikleriyle kaldı.
Olay yerine emniyet ekiplerinin gelmemesinin mutlaka makul bir açıklaması olmalı. Kapaklı bir köy değil. Kapaklı bir mezra hiç değil. Kapaklı 130 Bin kişinin yaşadığı büyük bir ilçe. Bildiğim kadarıyla bu ilçenin bir kaymakamı, bir emniyet müdürü ve yeterli sayıda da emniyet mensubu var. İnsanları tatlı uykusundan uyandıran maganda atışları karşısında hiçbir işlem yapılmıyorsa Kapaklı'da devlet yok demektir. Yakın zamana kadar 90 polis memuru ile asayişin sağlandığı Kapaklı'da bu gün ihbarlar dikkate dahi alınmıyorsa hiç kimse kalkıp da görevini layıkıyla yaptığını iddia etmemeli. Ortada bir başıboşluk, vurdumduymazlık ve halkı umursamama durumu mevcut!
Bir hakkı iade etmek gerekirse o da ekiplerin olay yerine gelmeyip etrafta fink atmalarıdır. Polisin bu davranışıyla magandalar adeta korunmuş, pencerelerinde bekleyen insanlarla dalga geçilmiştir. Bunun aksini iddia etmek akıl ve mantıkla bağdaştırılamaz.
Şimdi soruyorum. Pazar günü saat 01.15'te top gürültüsünü andıran havai fişeklerin patlatılmasına kimler müsaade etti? O saatte böylesi bir rezalet, emniyet birimlerine ihbar edilmesine rağmen neden yasal işlem yapılmadı. Gecenin bir yarısında ya da günün her hangi bir vaktinde meskun mahalde havai fişek patlatıp, havaya kurşun sıkmak artık yasak değil mi? Polis olaylara müdahil olmuyorsa rahatsız edilen vatandaş bu gibi durumlarda ne yapacak?
Geçen hafta Vali Aziz Yıldırım, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi'nde insan hakları ve eşitlik kurumu toplantısında pek çok şey söyledi. Toplantıya kurumun bir üyesi ve gazeteci olarak ben de katıldım. Ne gariptir ki anlatılanlarla uygulama arasında bir ışık yılı mesafe bulunuyor. En fazla insan hak ve hukuku maalesef ki kapalı kapılar ardında değil, sokakta aşikar bir şekilde ihlal ediliyor. Oysa ki gürültü hususu yıllar önce mevzuatta yer almış ancak uygulama konusunda bir adım dahi mesafe kat edilmemiştir. Mevzuat aynen şu şekildedir:
Madde 36 - (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.
(2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Benim anladığım vatandaşa değer verilmediği, yetkililerin görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğidir. Kendini bilmeyen nobran bir insanın zevkinin, 130 bin insanın rahatsızlığına tercih edildiğidir. Magandaların korunduğu, yasaların uygulanmadığıdır.
