Advert

Hâlâ Değerliyiz.

Belki de çağımızın en büyük samimiyetsizliği burada başlıyor.

Güncel - 06-08-2026 15:03

Bazen insan, ne ölümün hüznünü taşıyacak kadar üzgündür ne de hayatın neşesini hissedecek kadar mutludur.

Bir yerlerde, ikisinin arasında sıkışıp kalır.

İşte tam da böyle zamanlarda başlar insanın içindeki sessiz hesaplaşma…

“Nasılsın?” diye sorulur.

Ama çoğu zaman bu soru, gerçekten merak edildiğimiz için değil, konuşmanın gereği olduğu için sorulur.

Biz de alışkanlıkla cevap veririz:

“İyiyim.”

Oysa bazen iyi değilizdir.

Sadece anlatacak gücümüz yoktur.

Kırıldığımız yerleri göstermek, eksiklerimizi anlatmak, içimizde kopan fırtınaları başkasına açmak istemeyiz.

Belki de çağımızın en büyük samimiyetsizliği burada başlıyor.

“Nasılsın?” samimiyetsizliği ile “iyiyim” sahtekârlığı arasında bir yerdeyiz.

Herkes birbirine hâl hatır soruyor ama kimse gerçekten cevabını beklemiyor.

Herkes “yanındayım” diyor ama zor zamanında kaç kişi gerçekten yanında kalıyor?

Gülümseyen yüzlerin ardında ne hikâyeler saklı olduğunu bilmiyoruz.

Sessiz kalan insanların içinde kaç çığlık biriktiğini duymuyoruz.

Çünkü artık çoğu insan, derdini anlatmaktan çok güçlü görünmeyi tercih ediyor.

Üzüntüsünü saklıyor, kırgınlığını içine atıyor, yalnızlığını kalabalıkların arasında gizliyor.

Belki de bu yüzden ne tam anlamıyla üzülüyoruz ne de gerçekten sevinebiliyoruz.

Ne ölümün hüznü var üzerimizde, ne hayatın neşesi…

Sadece devam ediyoruz.

Güne başlıyor, insanlarla konuşuyor, gülümsüyor, çalışıyor, eve dönüyor ve bütün bunların arasında kendimizi biraz daha kaybediyoruz.

Oysa bazen birinin “Nasılsın?” sorusunu gerçekten sorması yeterlidir.

Cevabımız “İyi değilim.” olduğunda da yanımızda kalabilmesi…

Belki de ihtiyacımız olan şey daha çok insan değil; daha çok samimiyet.

Çünkü insan her zaman güçlü olmak zorunda değil.

Her zaman iyi görünmek, her soruya “iyiyim” demek zorunda da değil.

Bazen yorulabiliriz.

Bazen kırılabiliriz.

Bazen hiçbir şey yapmak istemeyebiliriz.

Ve bütün bunlara rağmen hâlâ değerliyiz.

Belki de artık birbirimize “Nasılsın?” diye sormadan önce, o sorunun cevabını gerçekten duymaya hazır olmalıyız.

Çünkü hayat, sahte “iyiyim”lerle değil; gerçek duygularla, gerçek dostluklarla ve gerçek insanlarla güzelleşir.

Ve belki bir gün, “Nasılsın?” sorusu gerçekten bir merakın, “İyiyim” cevabı da gerçekten bir mutluluğun ifadesi olur.

O güne kadar…

Ne ölümün hüznüyle vedalaşabiliyoruz, ne hayatın neşesine tutunabiliyoruz.

Sadece hayatın tam ortasında,

samimiyet ile sahtekârlık arasında bir yerde duruyoruz.

Günün Diğer Haberleri