Siyaset pek çok insana göre, hizmeti en güzel şekilde icra edebilmenin kestirme yolu olarak tanımlanır. Bu gerçekten vekilin kendini, seçildiği bölge ve milletine hasretmesini düşleyen insanların siyasete bakış şeklidir. Bazı insanlar da tasvip etmeseler bile siyaseti halkın omuzlarına basarak yükseğe tırmanma sanatı olarak değerlendirir. Siyasete dair pek çok tanım daha yapılmıştır. Bunlar genel kavram ve değerlendirmeler. Biz biraz daha konuyu somutlaştırarak bölge vekillerimize yönelik bir değerlendirmede bulunacağız.
Haziran ayını saymasak seçime 9 ay gibi kısa bir zaman kaldığını söyleyebiliriz. İnsanımız içinde bulunduğumuz dönem zarfında vekillerin bölgeye hizmet getirme konusunda yetersiz kaldıklarını, sağlıklı bir iletişimin sağlanamadığı, sorunlarını iletmek için muhatap bulamadıkları konusunda muzdarip. Adeta her partili kendi vekilinin seçim sürecinde ki samimiyetinin yüzde biri kalmadığını, vekillerin adeta halktan koptuğu yönünde bir kanaate sahip. Bu kanaatten yola çıkarak dün vekillerimize ulaşmaya çalıştım. Daha önce hiçbir vekili aramadığımı bu nedenle hiçbir vekilde telefonumum olmadığı kanaatindeyim. Yani objektif bir değerlendirme olacağı düşüncesindeyim.
Telefonuma bakıp bakmayacağı konusunda en çok tereddüt yaşadığım Enez Kaplan'dı. Ne güzel bir yanılgı ki karşıdaki kişi sekreter değil de bizzat Kaplan'ın kendisiydi. Üstelik telefonumu bir şekilde kaydetmiş olmalı ki bana ismimle hitap etti.
Sonra Mustaf Yel' aradım. 7 vekil arasında ikinci derecede teşriki mesaim olan kişi. Telefona bir bayan çıktı. Mustafa Yel Vekilimizle görüşmek istiyorum deyince 'benimle ne alakası var' deyip telefonu kapattı. Ben, kayıtlı numarayı yanlış olduğu düşüncesiyle silmeye çalışırken aynı numaranın aradığını gördüm. Bir başka bayan Mustafa Yel'in sekreteri olduğunu ve ablasının telefona baktığını söyledi. Neden aradığımı sorunca kendisine bu derece lakayt insanlara anlatacak meselem olmadığını söyleyerek telefonu kapattım. Sekretere söyleyecek lafım olmasa da Mustafa Yel'e hafif meşrep kişilerin kendisini zor duruma düşürebileceğini hatırlatmakta fayda görüyorum.
Candan Hanım, kendisini aradıktan 20 dakika sonra bana dönerek toplantıda olduğunu bu nedenle mahcup olduğunu belirtti. Candan Hanım'ın mahcup olmasına gerek yok. Onu her kesim insan ismiyle müsemma tanıyor.
Çiğdem Koncagül. O da aynı şekilde 5 dakika sonra dönerek nazikane bir tavırla bir sorun olup olmadığını sordu. Sağ olsun programlarına dahi katılmadığım Çiğdem Hanım'ın bu tavrı da doğrusu benim mahcubiyet yaşamama neden oldu.
İlhami Özcan Aygun aynı şekilde bizzat kendisi telefona bakma nezaketinde bulundu. Bu da taktire şayan bir husus şeklinde değerlendirilebilir.
Geriye 2 Vekilimiz kaldı. Biri Cumhuriyet Halk partisinin ikinci adamı Faik Öztrak diğeri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop. Makamların mi insanları yoksa insanların mı makamları muteber kıldığını anlamak bakımından her iki vekili de aradım. Faik Öztrak'ın telefonuna bakan olmadı. Sanırım Öztrak henüz gerçeklere uyanamamış. CHP'nin ikinci adamı olması hasebiyle ayakları yere değmiyor.
Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop'u aradım. Danışmanı çıktı ve iletilmesi gereken bir sorun olup olmadığını sordu. Bu da duyarlılık bakımından fevkalade tasvip edilebilir bir yaklaşım. Mustafa Şentop'un sadece Tekirdağ Milletvekili olmayıp 84 Milyon insanın muhatabı olduğunu da unutmamak gerekir.
Tabi bu arada biraz daha yerele inerek Belediye Başkanı Mustafa Çetin'i aradım. Hemen cevap verenlerden biri de oydu. Duyarlı ve samimi bir başkan.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak'ı aynı kategoride değerlendirmiyorum. Çünkü defalarca görüştüğüm müstesna bir şahsiyet. Kapsı herkese açık bir idareci.
Gelelim asıl meseleye. Bu derce duyarlı 7 vekilin Tekirdağ'ı ihya etmesi gerekmez miydi? Elbette ki mevcut potansiyelle bütün sorunlar kökten çözülebilirdi. Ancak bizim vekillerimiz bir kere olsun Tekirdağ'ın yarınları adına bir araya gelebilmiş değil. Özellikle hükümet kanadı bu konuda oldukça duyarsız.
Karadeniz Bölgesinde birbirine 3 kilometre uzaklıkta binlerce meskene su, kanalizasyon, elektrik, doğalgaz ve asfalt götürülürken birbirine giriftar Tekirdağ'da en basit sorunlar bir türlü çözülemiyor. Kısacası vekillerimiz henüz Tekirdağlılık bilincini ilke olarak benimseyebilmiş değiller.
Not: Faik Öztrak kendisini aradıktan birkaç saat sonra bana dönmüş ve Sivas'ta bulunduğunu, canlı yayın ve akabinde TÜSİAD ile bir toplantıda olduğunu, bu nedenle daha önce arama imkanı bulunmadığını beyan etti. Bir haksızlığa vesile olmamak bakımından değerli okurların dikkatıne sunarım.
