İsrail nazarında Türkiye
İçinde bulunduğumuz bölgenin, bugüne kadar yaşadıklarının birkaç mislini bundan sonra yaşaması muhtemel. Gelişmeler daha sıkıntılı günlerin habercisi. Hem siyasi hem de ekonomik anlamda günün şartlarına ayak uyduramamanın bir bedeli olacağı kesin. ABD destekli İsrail yayılmacılığı sonucunda artık sıra bize gelinceye kadar deme şansımızın dahi kalmadığı bir ortam çoktan hazırlanmış bile.
İhtiyatlı olmamızı gerektiren pek çok neden sıralanabilir. Bunların başında ayakları üzerinde durabilen komşumuzun kalmaması geliyor. Ortadoğu hükümetlerinin başında kendilerinden birileri olsa da beyinlerine hükmeden ABD. Bu güç bölgede oluşturduğu üslerle petrole ortak olmakla kalmayıp aynı zamanda her türlü askeri ve siyasi kararın ana mercii konumunda.
İhtiyatlı olmamızı gerektiren bir başka neden de artık savaşların günümüzde göğüs göğüse yapılmıyor olması. Top, tüfek, havan hepsi angarya. Bu durumda nüfusun çokluğu, ali kahramanlık duyguları gibi eylem ve söylemlerin de bir anlamı kalmamış. Doksan milyon insanı birkaç dakikada yok edecek silahların üretildiği bir zamanı yaşıyoruz.
İran Halkı da bizler gibi özgürlüğüne, vatanına düşkün insanlar. ABD ve İsrail karşısında tek yürek olduklarını gördük. İnsanlar yedek asker olabilmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Her gece sokaklarda gösteriler yapıp Siyonizm’e lanet okudular ama 90 Milyon İran Halkı karşısında tek bir İsrail ya da ABD askeri göremedi.
Ha bire tepelerine bomba yağdı, füze aktı. İmha etme kabiliyetleri de yoktu. Her füze ve her bomba hedefine ulaştı. Binlerce ölü, yüzlerce tahrip edilmiş enerji istasyonu ve bir o kadar da altyapı yerle bir edildi. Ya çok kolay bir şekilde öldürülen dini Lider Hamaney ve üst düzey komutanlar? Koca İran Devleti’nin dişleri, tırnakları sökülmüş burnundan bir ağaca bağlanmış aslandan bir farkı yoktu. Hangi yöne dönse bir başka av köpeğinin ısırığı…
Ortadoğu’da yaşananlar global dünya söyleminin eyleme dönüştüğünün bir ispatı. Artık dünya bir merkezden idare edilebilmenin sancılarını çekiyor. Arap dünyası bu teslimiyeti çoktan kabullenmiş bile. Yerden fışkıran zenginliğe rağmen esarete mahkûm. Davul Arap ülkelerinin boynunda, tokmaksa ABD’nin elinde.
İran’ın böyle bir sonla yüzleşmesinin nedeni ambargolardan kaynaklanan ekonomik darboğaz. Irak, Suriye ve Libya ise çağın gereksinimlerini özümseyememenin bedelini ödüyor.
Ya güzelim ülke Türkiye? Muhtemel bir savaşta atılan füzeleri imha edebilecek mi? Ambargolara rağmen ayakları üzerinde durmayı başarabilecek mi? Yoksa bütün bu ihtimaller bizi yönetenlere göre birer deli saçması mı? Donald Trump’un küstahlıkları ağabeylik, Netanyahu’nun parmak sallaması “seni gidi bizim yaramaz” okşayışı mı?
Ya Başpiskopos Elpidoforos’un Trump’a “Bana Büyük Roma İmparatoru Konstantin’i hatırlatıyorsunuz. Bu imparator, Konstantinopolis şehrini kuran kişidir. Bu yer bugün İstanbul olarak bilinmektedir. Git ve zafer kazan” sözleri? Bana göre bütün bunlar ABD ve İsrail nazarında Türkiye’nin İran ya da Irak’tan bir farkının olmadığının bariz işaretleridir. Zaten teolojilerinde besledikleri Arz-ı Mevut da Türkiye’nin bir kısmını kapsayan vadedilmiş topraklar değil mi?
















