Advert

Sirenler çalmaya başlıyor.

Peki, ne oldu? Dünya mı ekseninden kaydı? Bir göktaşı mı yaklaşıyor?

Güncel - 03-10-2026 09:12

Akşamın en tatlı, sohbetin en de demli saatleri... Konuşmanın tam da “Ya işte böyle...” deyip huzurla noktaladığı, çayların son yudumunun alındığı o altın an.

 Derken, pat!

Sirenler çalmaya başlıyor.

Sadece kapının önünde ya da mahallede değil; cebimizdeki o “dünyayı ayağımıza getiren” son model akıllı cihazlarda, hemen ardından da direkt beynimizin kıvrımlarında!

Ekranlar alev kırmızısı sesle sarsılırken, beynimizdeki alarm butonuna birileri acımasızca basıyor.

Peki, ne oldu? Dünya mı ekseninden kaydı? Bir göktaşı mı yaklaşıyor?

Yok canım, ne alakası var! Sebep çok daha “hayati”: Yan komşumuzun canı sıkılmış!

Evet, yanlış duymadınız. Elindeki her türlü teknolojiyi, imkânı ve zamanı daha faydalı bir şeye harcamak yerine, uğraşacak başka hiçbir meşgalesi kalmadığı için gözünü bizim huzura dikmiş. “Benim canım sıkılıyorsa, kimse rahat uyuyamaz” felsefesinin adeta yılmaz bir savunucusu!

Bazen insan düşünmeden edemiyor; cebimizde taşıdığımız o muazzam teknoloji, evrendeki sınırları zorlarken biz hâlâ can sıkıntısından komşusuna saracak kadar “yerel” kalmayı nasıl başarıyoruz?

Teknoloji uzay çağında, meşgale anlayışımız Taş Devri’nde!

Can sıkıntısı tehlikeli bir şeydir dostlar. Hele ki boş vakti bol, meracı tavan yapmış komşunun eline geçtiğinde adeta bir kitle imha silahına dönüşür. Bir şeyler üretmek, bir hobi edinmek, kitap okumak ya da en kötü ihtimalle açıp güzel bir film izlemek varken; huzurla demlenmiş bir akşamı sirke çevirmek tam bir mahalle klasiği.

Sözüm meclisten dışarı ama; sevgili canı sıkılan komşularımız, ne olur kendinize acilen bir hobi edinin. Örgü örün, puzzle yapın, balkonda domates yetiştirin... Ama lütfen, huzurla biten bir akşamın ardından beynimizdeki ve cebimizdeki sirenleri boş yere çaldırmayın.

Çünkü inanın, sizin can sıkıntınızın faturasını bizim sinir sistemimiz ödemek zorunda değil!

Kalın sağlıcakla…

Günün Diğer Haberleri