Dünya kendini kötü hissettiğin için durmayacak.
Yorgun olup olmadığın, işlerin istediğin gibi gitmediği, veya hayatın seni bir kez daha vurduğu, umurunda değil.
Ağlayabilir, şikayet edebilir veya birinin gelip seni kurtarmasını bekleyebilirsin. Ya da dayanabilir, başını kaldırabilir, yapman gerekeni yapabilirsin.
Zihinsel güç, bir hediye değil. Her gün verdiğin bir iç savaştır. Kendi içindeki kaosu kontrol etme sanatıdır. Her şey senin aleyhine giderken yıkılmamaktır. Acı bastırdığında, belirsizlik seni kemirdiğinde ve hayat seni sınamaya karar verdiğinde, hayatta kalma yeteneğini geliştirmenle ilgilidir.
Acın kaçınılmaz, reaksiyonun bir seçimdir. Ancak duygularını kontrol edebilen kişi, hayatı üzerinde gerçek bir söz sahibidir.
Saygı talep edilmez. Kazanılır. Ve bu kendi üzerinde tam bir disiplin ve kontrol ile kazanılır.
Yaşadığımız acıları, kendimizi geliştirmek için bir fırsat olarak görmeliyiz. O bizim düşmanımız değil, o öğretmenimiz..
Çünkü kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek, kimse acınızı taşımayacak, kimse size bir şey borçlu değil. Oturup acıyı çekebilir, yıkılabilirsin. Yada acıyı gerçekten olduğu gibi kabullenerek, kullanabilirsin.
Her darbe, her başarısızlık, her ihanet, her hayal kırıklığı bir sınavdır. Ya seni yok eder, yada seni yeniden inşa eder.
Güçsüz insanlar acı karşısında çökerler, ağlarlar, başkalarını suçlarlar, intikam ararlar, merhamet ararlar, bahaneler ararlar. Ancak güçlü insanlar onu kullanırlar.
Acının bir son değil, bir sonun başlangıcı olduğunu bilirler.
Unutmayın, telafisi olmayan tek şey zamandır. “Geçme” diyemezsiniz. Geçmişe gidemezsiniz, geçmişi bugüne taşıyamazsınız ve yaşadıklarınızı silemezsiniz.
İlerleyenler ve geride kalanlar arasındaki tek fark bu.
Ateşte dövülmüş olanlar, hayatta başına ne gelirse gelsin, bunu başarıya dönüştürerek güçlenenlerdir.
Güçlü kalın…
