Çerkezköy Organize Bölge Sanayi Müdürlüğü, 'Dış Ticarette Yeni Ufuklar' konulu panel düzenledi. Gerçekleştirilen panelde konuşan Çerkezköy Organize Bölge Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler, Çerkezköy OSB'nin üretim, çalışan sayısı, ihracat ve gelişim açısından dikkatleri üzerinde toplayan en önemli alanlardan birisi olduğunu belirterek, "ÇOSB, karma nitelikli bir OSB olması nedeniyle, ilaç, kauçuk, tekstil, plastik, elektronik, kimya, makine, metal gibi ülkemizin gelişimini sağlayan pek çok sektörde faaliyet göstermekte ve yıllık yaklaşık 4 milyar dolar ihracatıyla ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır" dedi.
Çerkezköy Organize Bölge Sanayi Müdürlüğü, Dünya Gazetesi iş birliğiyle 'Dış Ticarette Yeni Ufuklar' konulu panel düzenledi. 17 Kasım Perşembe günü 10.00 ile 12.00 saatleri arasında ÇOSB İdari binasında düzenlenen programa, Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, konuşmacı olarak katıldı. Programda, Dünya Gazetesi Yayın Koordinatörü ve Yazarı Vahap Munyar, Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Natan Yakuppur, Türkiye Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, BSHG Türkiye Lojistik ve planlama Direktörü Sevgi Çınar, Mapsis Metal Yönetim kurulu Başkanı Filiz Akkaş, Sertrans Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Keleş ve Dünya Üst Yöneticisi Hakan Güldağ panelist olarak yer aldı.
"ÜLKEMİZİ GELİŞTİRMEYE DEVAM ETMEKTEDİR"
Programın açılış konuşmasını Çerkezköy OSB Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sözdinler yaptı. Çerkezköy Organize Bölge Sanayi'nin, ihracat açısından en önemli alanlardan birisi olduğunu belirten Eyüp Sözdinler, "Halihazırda ülkemizde sayıları 370’e yaklaşan OSB’ler içinde; gerek üretim değeri ve gerekse çalışan sayısı, ayrıca gelişimi açısından dikkatlerin üzerinde toplandığı bölgemiz, ihracat açısından da en önemli alanlardan birisidir. Ülkemizin en köklü ve belirgin üretim alanlarından biri olan ÇOSB, karma nitelikli bir OSB olması nedeniyle, ilaç, kauçuk, tekstil, plastik, elektronik, kimya, makine, metal gibi ülkemizin gelişimini sağlayan pek çok sektörde faaliyet göstermekte ve yıllık yaklaşık 4 milyar dolar ihracatıyla ülke ekonomisine katkı sağlamaktadır. 1976’da kurulan ÇOSB; mevcut konumu ve 46 yılı aşkın tecrübesiyle sanayicisini ve ülkemizi geliştirmeye devam etmektedir" diye konuştu.
"İHRACATIN SIKINTIYA GİRMESİ ANLAMINA GELECEKTİR"
Dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmelerden sanayicinin olumsuz yönde etkilendiğini belirten Başkan Sözdinler, "Hepimizin bildiği gibi, ülkemiz kendi iç dinamiklerinin yanı sıra, önemli jeopolitik konumu gereği, Dünyadaki ekonomik, siyasi ve sosyal değişikliklerden de büyük ölçüde etkilenmektedir. Şöyle ki, 2022 yılı ilk çeyreğinde patlak veren Ukrayna-Rusya savaşı, akabinde enerjide ortaya çıkan fiyat artışları, Rusya’ya uygulanan ve Rusya’nın karşı ambargoları, Avrupa’nın doğal gazının kesilmesi nedeniyle üretim ve büyüme düşüşü yaşamasından dolayı ülkemiz dinamiklerini de etkilemiştir. İhracatımızın yüzde 41’i AB ülkeleri olmak üzere yüzde 55’i Avrupa ülkelerine yapılmakta olup, Avrupa için bizim en büyük ihracat kapımız diyebiliriz. Ancak Euro Bölgesindeki yıllık %10 civarındaki enflasyon ve %2 civarındaki büyüme oranı ile Avrupa’da tablo pek iç açıcı görünmemekte ve bu tablonun devam etmesi bizim açımızdan ihracatın sıkıntıya girmesi anlamına gelecektir" değerlendirmesinde bulundu.
"İTHAL ETMEK MECBURİYETİNDEYİZ"
Sözdinler, konuşmasının devamında şunları söyledi: "TL’nin son dönemlerdeki değer kaybı, dikkate alındığında, ihracatın daha çok artması, ithalatın düşmesi beklenir ama ihracatımız kurla orantılı olarak yeterli düzeyde artmamaktadır. Bunun nedenlerinden biriihraç ettiğimiz ürünlerin talep/fiyat esnekliğinin yüksek olması, krizlerde çabuk vazgeçilebilecek, aynı zamanda katma değeri düşük ürünler olmasından kaynaklanmaktadır. Buna karşılık ithal ettiğimiz ürünler, enerji başta gelmek üzere, talep/fiyat esnekliği düşük mallardır ve biz onlara bağımlı durumda olduğumuz için kolay vaz geçememekteyiz, fiyatları artsa da ithal etmek mecburiyetindeyiz.Diğer taraftan, ihracatımızın düşmesinin bir başka önemli nedeni Euro’nun dolara karşı değer kaybetmiş olmasıdır ve son dönemlerde, EUR/USD paritesinin Avrupa ihracatlarımıza etkisi olumsuzdur. Bu doğrultuda bakınca, zaten Ocak – Eylül 2022 döneminde ihracatımız 2021 yılının aynı dönemine göre yüzde 17 artmışken ithalatın yüzde 40,4 arttığı görülecektir."
"PAZAR ÇEŞİTLİLİĞİ YARATILMELİYİZ"
Sözdinler, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: "Sanayicimizin bugün karşılaştığı bu ve benzeri tablolarla uzun vadede karşılaşmaması için özetle, katma değeri yüksek, yüksek teknoloji sınıfında, tercih edilen ve kolay vazgeçilmeyen ürünler üretebilmeli ve diğer taraftan da pazar çeşitliliği yaratabilmeliyiz ki, panelistlerimiz de bugün bu konuları daha detaylı olarak irdeleyeceklerdir. Bizler hem sanayici kimliğimizle ihtiyaçları öngörmeye çalışarak, ÇOSB Yöneticileri olarak, ülkemiz açısından örneklik teşkil edecek şekilde, çok önem verdiğimiz dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında, gerek kendi kurumsal yapımızda ve gerekse bölgemiz firmalarına yönelik önemli çalışmaları sürdürüyoruz. Sanayicimizin, ihracatçımızın karşılaşması muhtemel sorunlarını, sıkıntılarını, ihtiyaçlarını öngörmeye çalışarak, hizmet etme gayretindeyiz. Bugün görüşlerini belirtmek üzere aramızda bulunan siz değerli misafirlerimize katılımlarınızdan ve katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum."
"JEOPOLİTİK DENGELER DEĞİŞİYOR"
Panel, Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu'nun konuşmasıyla devam etti. Dünyada jeopolitik dengelerin değiştiğine dikkat çeken Erhan Aslanoğlu, "Dünya ekonomisinde ki yavaşlamanın olumsuz etkileriyle karşı karşıyayız. Çin güvenlik diyor, Avrupa güvenlik diyor, Amerika her zaman güvenlikten yana. Dünyada jeopolitik dengeler değişiyor. Korumacılık artıyor. Sık sık globalleşmeden bahsediyoruz. Bu bölgeselleşmeye doğru eğilimi güçlendirecek bir gelişme. Çin bu hamlesiyle aslında dünyanın bir süre o globalleşmeden başka bir evreye geçtiğine işaret ediyor. Bunun dış ticarete yansımaları olacak. Yani ticaret yolları, ticaret akımları, ülkeler arası ilişkiler, belki uzun mesafeli ticaret yerine o bölge içine daha fazla odaklanma olacak. Mesela Çin Bölgesel Ekonomik İşbirliği anlaşması, Avrupa'dan bile büyük bir serbest bölge. Doğu'da Avusturalya, Singapur, Japonya, Çin o bölgenin gelişmesi için ana merkez alacak" şeklinde konuştu.
"DİJİTAL YUAN ÖNEMLİ BİR GÜNDEM MADDESİ OLACAK"
Kurulan bölgeye entegre olmanın Türkiye açısından önemli olduğuna dikkat çeken Aslanoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: "Bizim açımızdan bu çok önemli. O piyasaya erişebilecek miyiz, ne boyutta erişebileceğiz? Tahminim bu güvenlik savaşında, bu dijitalleşme savaşında Çin dijital Yuan'ı o bölgenin ana parası yapmak için büyük bir gayret gösterecektir. Yani dijital para savaşları bizi bekliyor. Bu savaş, dünyada doların gücünü kırma çabasıdır. Yani dijital Yuan, dijital para önemli bir gündem maddesi olacak. Bu paranın kullanımı ve onunla ticaret, o bölgede öne çıkarılacak. Çin ekonomik gücünü o tarafa yöneltecek. Bizim açımızdan Avrupa bu bölgede çok daha önemli olacak. Arka tarafta Çin'i ikame edecek orta, düşük teknolojik ürünler alanında çok önemli bir ülkeyiz. Bölgeselleşme olacaksa burada Türkiye'ye de fırsat çıkacaktır. Bu bölgelerde en güçlü ülkelerden birisi de Türkiye'dir. Bizim önümüzde ki süreçte bu bölgeselleşmenin arttığı dünyada acaba birazda köprü ülke olarak Doğu'ya ne kadar açılabiliriz. Yani o pazarlara ülke bazında değil de biz bu bölgeye doğrudan nasıl entegre oluruz konusu bizim açımızdan önemli bir günden olacağını düşünüyorum."
"JEOPOLİTİK RİSKLERİNDEN BİRİSİ"
Amerika'nın Çin'i ticarette durdurmaya çalıştığını belirten Aslanoğlu, "Çin bunu başarır mı başaramaz mı bunu izleyip göreceğiz ama bu konuda çok iddialı olacağı kesin, bu nedenle başarma ihtimali yüksek. Ama bu başarı arttıkça Amerika için de büyük bir tehlike olacak ya da o şekilde algılanacak. Umarım öyle şeyler olmaz ama Amerika Çin'i ticarette durdurmaya çalışıyor. Dijital savaş, enerji güvenliği. Askeri güvenlik en son aşamada. Çin'in güçlenmesi, istediği gibi giderse bu dünyanın jeopolitik risklerinden birisi olabilir" ifadelerini kullandı.
"BİZİM İÇİN ÖNEMLİ OLAN EURO BÖLGESİ"
Dünya ekonomisine dair değerlendirmelerini sürdüren Aslanoğlu, "Ekonomide küresel bir yavaşlama mevcut. Amerika faizi artırıyor. Ama enflasyon zirvede. Yavaşlama ve enflasyon ana gündem. Faiz artırımında merkez bankaları yarış halinde. Para politikaları etkisini 6 ile 18 ayda gösterir. Bundan dolayı Amerika'da anflasyonda iniş baş gösterdi. Bu düşüş dünyada ancak birkaç ay sonra görülebilir. Böyle bir dünyada, dünya verileri 3.2 ye gerilemiş bir durumda. Dünyada ciddi bir yavaşlama var. Dünya ekonomisinin büyüme hızı 2,5 ve altına düşerse küresel ekonomi resesyona girdi denebilir. Bu noktada bir çok ülke eksiye gitmiş olur. Bizim için önemli olan Euro bölgesi. Biz ilk 6 ayda Avrupa'nın sorununu çok hissetmedik. 3. Çeyrekte hissetmeye başladık. 4. Çeyrek ve sonrasında daha çok hissetmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.
"RESESYON VE DEZENFLASYON ANA HİKAYE"
FED'in faiz artırımı konusuna da değinen Aslanoğlu, "Bundan sonraki süreçte Fed faiz artırımı konusunda daha katı olacak. Daha şahin bir tutum izleyecek. Fed'in faiz artırımları doları güçlü kılmayı devam ettirecek. Doları Türkiye'de maalesef olumsuz etkileyen paritenin 1 civarında bir süre daha gideceğini düşünüyorum. Bu güçlenme Euro tarafından muhtemelen daha çok devam ettirilmeyecektir. Ama orta vadede yani 2 sene sonra biz böyle bir seminerde bu sorunu atlatmış olacağız. Dünya nasıl bir dünya olacak denirse bence resesyon ve dezenflasyon ana hikaye olacak. Dünyanın resesyona gitmesi demek pastanın küçülmesi anlamına gelmektedir. Bu resesyon diğer geçmiş resesyonlardan çok farklı olacak. Çünkü dünyanın birikmiş sorunları var. Çok büyük borç var. 300 Trilyon liranın üzerinde. Bu borçlarda bir yapılandırma gerekiyor. Bazı ülkelerde finans, piyasaları çok zorlayabilir. Kredi geri ödemeleri sorun olabilir" tespitlerinde bulundu.
"STRES YARATACAK BİR DURUM"
Dünya ekonomisinin, Türkiye yansımalarına değinen Aslanoğlu, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: "Türkiye'de makro anlamda benzer bir tablo var. Yüksek enflasyon, yavaşlayan büyüme. Bizim enflasyonumuz tabii ki çok çok yüksek. Makro ihtiyati politikalar devrede. Bu politikalarla para politikası ikame edilmeye çalışılıyor. Kredi konusunda 200 e yakın düzenleme yapıldı ama bu politika, para politikasını ikame edemez. Onların görevi tamamlayıcılıktır. Doğru bir politika ancak tamamlayıcı olabilir. Bunların genetiğinde ikame görevi yok. Asgari ücret, EYT, iş dünyası, kesinlikle gerekli. Büyük bir alım gücü kaybı var. Asgari ücret Türkiye'de tarihsel olarak 350 dolar civarında seyretti. 500'e çıktığı oluyor. Bu bir çekim noktası. Asya ülkeleri 200 dolarda, Avrupa'da 400-500, biz de 300-350. Asgari ücret bugün 10 Bin lira olsa bu günkü kurdan 500 dolar eder. Maalesef bu sürdürülebilir değil. Yani kurlarla ilgili stres yaratacak bir durum söz konusu."
,
